STEREOTYPICAL in Turkish translation

basmakalıp
conventional
stereotypical
stereotype
trite
corny
cliché
of a cliche
boilerplate
cookie-cutter
klişe
cliché
cliche
corny
stereotype
cheesy
trite
stereotypical
boilerplate
tipik
typical
classic
quintessential
stereotypical
stereotipik
stereotypical
stereotyped

Examples of using Stereotypical in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
especially Homeric influences- may seem exaggerated and stereotypical.
imparatorun şanssızlıkları abartılmış ve kısmen Homer etkisi ile basmakalıp gelebilir.
Aunt Jemima originally came from a minstrel show as one of their pantheon of stereotypical Black characters.
Aunt Jemima aslen bir minstrel gösterisinden, stereotipik Siyah karakterlerden oluşan bir panteondan geldi.
Miss Schmidt, as a Wiccan couple… it's hard enough raising our daughter in this culture… without stereotypical images holding her up for ridicule.
Bayan Schmidt, bir Wicca çifti olarak alay konusu olan basmakalıp görüntüler olmadan da kızımızı bu toplumda büyütmek yeterince zor.
Poe's depiction of the African servant Jupiter is often considered stereotypical and racist from a modern perspective.
Poenun Afrikalı hizmetkâr Jupiteri tasvir edişi, modern bakış açısıyla değerlendirildiğinde klişeleşmiş ve ırkçı unsurlar içerir.
She is often portrayed as a stereotypical television mother and is often included on lists of top"TV moms.
Genelde stereotip televizyon annesi olarak betimlenmekte ve sık sık'' TV anneleri'' hakkında olan listelerin zirvesinde yer almaktadır.
No offense, King, but the thing about dancing was a very stereotypical thing you said.
Ozur dilerim kralim, ama soylediginiz dansla ilgili Bu sey cok klise.
He is based on"every comic book store guy in America" and represents a stereotypical middle-aged comic-book collector.
Comic Book Guy karakteri,'' Amerikadaki bütün çizgi romancılar'' a dayanmaktadır ve stereotip orta yaşlı çizgi roman koleksiyoncu olarak sunulmaktadır.
living sometime in 1950s, and is stuck running endlessly in a maze without ever advancing, or driving in a stereotypical 1950s backdrop.
hiçbir ilerleme olmadan çaresizce sonu gelmeyecek bir koşuş yapıyor ya da 1950lerin basmakalıp bir ortamında Saab 95 marka bir araba sürüyor.
nameless refugees, whose stereotypical images we see in our newspapers
hergün gezetelerimizde ve televizyonlarımızda klişe resimlerini gördüğümüz yırtık elbiseli,
You know, situation, like, stereotypical dark room,
Durum, aslında tipik karanlık oda gibiydi
She often acts as the voice of reason, but displays exaggerated behavior traits of stereotypical mothers and takes the blatant dysfunctionality of her family for granted,
Sık sık mantığın sesi olarak rol yapmaktadır fakat klişeleşmiş annelerin görüntülerini abartılı davranış özellikleriyle sergilemekte
The phrase"Hiding behind(or'watching from behind') the sofa" entered British pop culture, signifying in humour the stereotypical early-series behaviour of children who wanted to avoid seeing frightening parts of a television programme while remaining in the room to watch the remainder of it.
Bir televizyon programının korkutucu sahnelerini görmeyi istemeyen çocukların geri kalanını izlemek için odada kaldıkları davranışını mizah olarak ifade eden'' Hiding behind( veya watching from behind) the sofa'' deyimi Britanyanın pop kültürüne girdi.
her mother's stereotypical image and social ineptitude; and her brother's delinquent
annesinin stereotip görüntüsü ile sosyal anormalliklerin farkında oluşundaki yetersizliğinden;
In Planet Simpson, author Chris Turner notes that many of the episode's French characters and settings are derived largely from American stereotypes of France, writing" are perfect embodiments of the stereotypical Frenchman so loathed in the United States.
Planet Simpsondan yazar Chris Turner, bölümdeki Fransız karakterler ve ortamların çoğunun, büyük oranda ABDnin Fransız stereotiplerinden türetildiğini belirtti ve'' ABDde sterotipik nefret edilen Fransızların mükemmel simgeleri.'' dedi.
Eleven cartoons that prominently featured stereotypical black characters(and a few passing jokes about Japanese people, as in"Coal Black and de Sebben Dwarfs" and"Jungle Jitters") were withdrawn from distribution in 1968 and are known as the Censored Eleven.
Onbir çizgi film belirgin olarak siyah karakterlere basmakalıp metrajlıydı( ve Japon insanları hakkında bir takım şaka geçiyordu,'' Coal Black and de Sebben Dwarfs'' and'' Jungle Jitters'' durumlarında olduğu gibi) dağıtım 1968 yılında terkedildi ve Sansürlü onbir olarak bilindi.
there is somehow an influence regardless to which ideology of journalism practice you stand up for. This journalism practice unfortunately has been using certain common and stereotypical expressions from past to present.
artı habercilik pratiği ideolojinin hangi kanadında olursanız olun bir içimde bir etki var. Bu habercilik pratiği maalesef geçmişten günümüze bazı kalıpların ve ifadelerin yoğun kullanıldığı bir pratik.
Not your stereotypical Turkish mafioso.
Basmakalıp bir Türk mafya üyesi değil.
That's, like, stereotypical, dude.
Çok basmakalıp bir tip, dostum.
Brandine and Cletus are depicted as stereotypical yokels.
Brandine ve Cletus tarafından klişe köylü olarak tasvir edilmektedir.
we are extremely stereotypical.
bizler aşırı derecede stereotipik varlıklarız.
Results: 111, Time: 0.0513

Top dictionary queries

English - Turkish