TABLEAU in Turkish translation

['tæbləʊ]
['tæbləʊ]
tablo
painting
table
picture
chart
art
portrait
canvas
sahne
stage
scene
act
perform
gig
sequence
performance
props
tablosunu
painting
table
picture
chart
art
portrait
canvas
tableau

Examples of using Tableau in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What a tableau! I'm staying!
Ben kalıyorum. Ne tablo ama!
Marvellous. What a tableau.
Olağanüstü! Ne tablo ama!
What a tableau. Marvellous!
Olağanüstü! Ne tablo ama!
A tableau vivant representing Liberty.
Özgürlüğü simgeleyen canlı bir tablo.
With no further ado, I present the tableau of innocence.
Uzatmadan sizlere masumiyetin resmini takdim ediyorum.
The tableau murders, Clarke's confession,
Ya tablo cinayetleri, Clarkeın itirafı,
I have managed to keep a lid on the tableau murders, the Mark Gray connection, but every major network picked up Clarke's confession.
Tablo cinayetlerinin, Mark Gray bağlantısının yayılmasını engelledim ama tüm büyük ağlar Clarkeın itirafını gördü.
Chapter nine, the tableau vivant is not only welcome, but expected entertainment at any garden party.
Bölüm dokuz,'' Tableau Vivant'' hoş karşılanmakla kalmaz bahçe partilerinde beklenen gösteridir.
The tableau murders, what if it wasn't just about Mark's revenge?
Ya tablo cinayetleri, Clarkeın itirafı, itfaiye…
And while I don't believe in an unseen hand creating his own tableau, I do believe I don't have all the answers.
Kendi tablosunu yaratan, görülmeyen bir elin varlığına inanmasam da tüm cevapların bende olmadığına inanıyorum.
Clarke's confession, the firehouse, What if it wasn't just about mark's revenge? Ryan: The tableau murders?
Ya tablo cinayetleri, Clarkeın itirafı, itfaiye… ya hepsi sadece Markın intikam almasıyla ilgili değilse?
They staged a tableau of Washington crossing the Delaware and then shot suction-cup arrows at Brisbane's assistant's derrière.
Bir bakmışsın, Washingtonun Delaware nehri üzerindeki tablosunu yapmışlar ve sonra, vakum ağızlı okları* Brisbanein sevgili asistanının kıçına atmışlar.
What if it wasn't just about Mark's revenge? Clarke's confession, the firehouse, The tableau murders?
Ya tablo cinayetleri, Clarkeın itirafı, itfaiye… ya hepsi sadece Markın intikam almasıyla ilgili değilse?
And while I don't believe in an unseen hand I do believe I don't have all the answers. creating his own tableau.
Kendi tablosunu yaratan, görülmeyen bir elin varlığına inanmasam da… tüm cevapların bende olmadığına inanıyorum.
What if the tableau murders, Clarke's confession,
Ya tablo cinayetleri, Clarkeın itirafı,
Of horses galloping. And then it's on top of the burgundy velveteen, a tableau made out of some kind of recycled metal.
Atların koştuğu bir tablo vardı. geri dönüştürülmüş metalden yapılan, Burgonya kadifenin üstünde.
uses a slightly modified enciphering mechanism and tableau.
biraz değiştirilmiş şifreleme mekanizması ve tablo.
I need us to go back through everything that we have, the tableau murders, the couple who took him, Andrew Sharp.
Elimizde olan her şeyin üstünden geçmemizi istiyorum, tablo cinayetleri onu alan çift, Andrew Sharp.
I imagine you would have preferred sweeter company than mine like Madame de Bailly's. to round out your tableau.
Tercih ederdiniz sanıyorum. Yanılıyorsunuz. Tablonuzu tamamlamak için benden daha tatlı bir refakatçiyi.
I only need it once… for Travis' final tableau.
Ama bana bir kez lazım. O da Travisin son tablosu için.
Results: 62, Time: 0.051

Top dictionary queries

English - Turkish