TENACITY in Turkish translation

[ti'næsiti]
[ti'næsiti]
azim
perseverance
determination
tenacity
resolve
moxie
persistence
zeal
azeem
drive
kararlılık
decide
decision
the verdict
determine
make
judgment
choice
resolution
agreed
judge
azmi
perseverance
determination
tenacity
resolve
moxie
persistence
zeal
azeem
drive
azmine
perseverance
determination
tenacity
resolve
moxie
persistence
zeal
azeem
drive
azminiz
perseverance
determination
tenacity
resolve
moxie
persistence
zeal
azeem
drive
kararlılığı
decide
decision
the verdict
determine
make
judgment
choice
resolution
agreed
judge
kararlılığını
decide
decision
the verdict
determine
make
judgment
choice
resolution
agreed
judge

Examples of using Tenacity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Living habits, common sense, tenacity, physical prowess.
Yaşam alanlarını, sağduyuyu azmini, fiziksel yeteneklerini.
For your kindness, your help, and your tenacity.
İyiliğinize, yardımlarınıza ve kararlılığınıza. Ve size.
Who tracked down every gemstone. They hadn't counted on Mr. Pellegrini's tenacity.
Her taşın izini bulan Bay Pellegrininin azmini hesaba katmamışlardı.
Dr. Frazier, I admire your tenacity.
Dr. Frazier, azminizi takdir ediyorum.
Your tenacity, his tact.
Senin inatçılığın, onun taktik yetenekleri.
I admire Tom's tenacity.
Tomun azimliliğine hayranım.
I admire Tom's tenacity.
Tomun azmine hayranım.
You underestimate the tenacity of a virus, lieutenant.
Bir virüsün inadını küçümsüyorsunuz, yüzbaşı.
I admire your tenacity.
Senin azmine hayranım.
Isn't that tenacity the reason you promoted her in the first place?
Onu terfi ettirmenin sebebi de bu kararlılığı değil miydi?
Only I have his lobster-like tenacity.
Sadece bende onun ıstakozumsu sağlamlığı var.
My brother has one thing no other opponent does: tenacity.
Abimde rakiplerinde olmayan tek şey var.
My brother has one thingno other opponent does: tenacity.
Kardeşimde rakiplerinde olmayan şey var.
Perhaps she can possess the tenacity to become champion.
Belki o şampiyon olma azametine sahip olabilir.
The baby has his father's tenacity.
Bu bebekte babasının kararlılığı var.
I admire the Rangers' goals, but… their courage, their tenacity.
Korucuların amaçlarına, cesaretine, azmine hayranım.
I admire the Rangers' goals, their courage, their tenacity.
Korucuların amaçlarına, cesaretine, azmine hayranım.
Clearly, religion has extreme tenacity.
Açıkça, din aşırı inatçı.
Some of the entrepreneurial traits that you have got to nurture in kids: attainment, tenacity, leadership, introspection, interdependence, values.
Çocuklarda geliştirmeniz gereken girişimcilik niteliklerinden bazıları beceri, azim, liderlik, iç gözlem, dayanışma, değerler.
And the thing that made her a good reporter was that she understood tenacity and compassion don't have to be mutually exclusive.
Ve onu iyi bir muhabir yapan şey azim ve tutkunun herkesçe paylaşılmak zorunda olmamasını anlamasıydı.
Results: 75, Time: 0.0557

Top dictionary queries

English - Turkish