UNIQUE PERSPECTIVE in Turkish translation

[juː'niːk pə'spektiv]
[juː'niːk pə'spektiv]
benzersiz bir bakış açısı
eşsiz bir bakış açısı
emsalsiz bir bakış açım
eşsiz bir derinliğe
özel bir bakış açısı

Examples of using Unique perspective in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm sure he's got a unique perspective on this town, right?
Ona bakarsan Vincent da değil. Ama bu kasabaya eşsiz bir bakış açısı var, öyle değil mi?
Shaped by having lived in two worlds. but you can't deny I have a unique perspective.
Ama iki dünyada yaşayabilecek kadar eşsiz bir derinliğe… sahip olduğumu inkâr edemezsin.
I just thought that I would have somewhat of a unique perspective that other people might benefit from.
Sadece düşündüm ki… Ben bir şekilde başkalarının yararlanabileceği eşsiz bir bakış açısı getirebilirim.
But you can't deny I have a unique perspective, shaped by having lived in two worlds.
Ama iki dünyada yaşayabilecek kadar eşsiz bir derinliğe… sahip olduğumu inkâr edemezsin.
Shaped by having lived in two worlds. You don't even have to like me, but you can't deny I have a unique perspective.
Ama iki dünyada yaşayabilecek kadar eşsiz bir derinliğe… sahip olduğumu inkâr edemezsin.
As the only single mother in congress, I have a unique perspective on what it's really like out there for millions of hard-working families.
Kongredeki tek yalnız anne olarak ağır işlerde çalışan milyonlarca ailenin yaşadıklarıyla ilgili benzersiz bir bakış açım var.
you have got a unique perspective on this perceived issue.
bu algılanan konuyla ilgili benzersiz bir bakış açınız var.
Christ. I have a unique perspective inner voice.
Geçende neo-Nazilerle buluşmamış mıydın? eşsiz bir bakış açım ve.
Your fears are correct. unique perspective, and I believe… I have examined this thoroughly from my.
Korkuların yersiz değil. Bunu kendi bakış açımdan iyice inceledim… ve inanıyorum ki.
They might not be as majestic as a golden eagle, but they do capture a unique perspective that conveys an eagle's life as never before.
Kaya kartalı kadar görkemli olmayabilirler ama bir kartalın yaşamını daha önce yapılmamış biçimde aktaran eşsiz bir perspektif yakalıyorlar.
you can't deny I have a unique perspective, shaped by having lived in two worlds.
değilsin, fakat iki dünyada da yaşamışlığın verdiği benzersiz perspektifimi de görmezden gelemezsin.
To the University of Idaho. In closing, as the neglected child of a transgender woman, I think I can bring a unique perspective.
Son olarak, transseksüel bir kadının ihmal edilmiş bir çocuğu olarak… Idaho Üniversitesine sıradışı… bir bakış açısı getirebilirim.
experience in the field of astrophysics has given me a unique perspective that few on Earth.
gelen tecrübem… Dünyadaki veya başka gezegenlerin ancak uyabileceği eşsiz bir bakış açısı sağladı bana.
Missy- I have a unique perspective inner voice… Andrew, didn't you recently go to a neo-Nazi meeting?
Missy yani, Geçende neo-Nazilerle buluşmamış mıydın? eşsiz bir bakış açım ve?
Dowd of The A.V. Club gave the film an A- rating, and praised the movie's unique perspective:"Son of Saul is the rare Holocaust drama that finds actual drama,
Filme A- veren The A.V. Club yazarı A.A. Dowd ise filmin özgün perspektifini övdü:'' Saulun Oğlu yalnızca umutsuzluğu değil,
You got a unique perspective.
Eşsiz bir bakış açın var.
You have a unique perspective.
Eşsiz bir bakış açın var.
Each brings a unique perspective.
Her biri özgün bir bakış açısı kazandırır.
He has such a unique perspective.
It gives you a unique perspective.
Bu size benzersiz bir bakış açısı kazandırır.
Results: 106, Time: 0.0445

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish