VIGILANT in Turkish translation

['vidʒilənt]
['vidʒilənt]
uyanık
awake
alert
vigilant
conscious
slick
waking
shrewd
dikkatli
careful
safe
cautious
closely
watch
safely
attentive
beware
thorough
with caution
tetikte
trigger
dapper
on alert
ihtiyatlı
discretion
reserve
caution
precautionary
vigilance
prudence
tedbirli
precaution
measure
discretion
safe
precautionary
foresight
safeguard
prudence
dün
last
yesterday
tetikteki
trigger
dapper
on alert

Examples of using Vigilant in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And what I need you to do, Ned, is be vigilant.
Ve senden istediğim şey Ned, uyanık olman.
Vigilant. I am, Roger.
Tedbirli. Oluyorum Roger, oluyorum.
You must be extra vigilant.
Daha çok dikkatli olmalısın.
Like the titan Argus, I will be vigilant.
Titan Argus gibi ihtiyatlı olacağım.
your employees need to be more vigilant.
çalışanlarınızın daha uyanık olması gerekli.
Even your namesake… Mm! Pop, wasn't that vigilant.
Adaşın bile bu kadar dikkatli değildi.
Unlike you, I intend to be vigilant.
Sizin aksinize ben tedbirli olacağım.
In the lookout for that one stray rogue hair. We can never be too vigilant.
Serseri, başıboş tüy… arayışında asla çok ihtiyatlı olmayız.
So now we need to be more vigilant.
Bu yüzden kiminle iş yaptığımız konusunda… biraz daha fazla tedbirli olmamız gerek.
We just need to be extra vigilant until it does.
Sadece, bitene kadar fazladan dikkatli olmamız lazım.
I don't believe in guardian angels nor vigilant gods in me.
Koruyucu meleklere inanmıyorum. bana ne uyanık tanrılar.
And be vigilant in your spying of John Knox.
John Knoxu izlerken de dikkatli ol.
the work of Congress is vigilant oversight.
hiç olmadığı kadar tedbirli olmalıdır.
In your spying of John Knox. And be vigilant.
John Knoxu izlerken de dikkatli ol.
I will be more vigilant.
Artık daha dikkatli olacağım.
You see, Yates, when plans change you have got to be extra vigilant.
Gördün mü Yates, işler değiştiğinde daha dikkatli olmak gerekiyor.
They're very vigilant.
Çok dikkatlilerdir.
But he does not sleep, forever vigilant against the beast.
Ama uyumaz, her zaman kötülüğe karşı tetiktedir.
We are very vigilant There is a strange agitation in the village.
Köyde garip bir hareketlilik var. Çok dikkatliyiz.
They're very vigilant. Yes.
Evet.- Çok dikkatlilerdir.
Results: 186, Time: 0.0444

Top dictionary queries

English - Turkish