VIOLIN in Turkish translation

[ˌvaiə'lin]
[ˌvaiə'lin]
keman
violin
fiddle
viola
viyolonsel
cello
violin
kemanı
violin
fiddle
viola
kemanını
violin
fiddle
viola
kemanın
violin
fiddle
viola

Examples of using Violin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I was talking about the violin.
Ben kemandan bahsediyordum.
Sirena Huang dazzles on violin.
Sirena Huang kemanla göz kamaştırıyor.
Could I have my violin, please?
Kemanımı alabilir miyim, lütfen?
Well, let's take a look at that violin, and we will find out.
Şu kemana bir bakalım, cevabı öğreniriz.
I hate the violin!
Kemandan nefret ediyorum!
But I have been doing other violin stuff.
Ama kemanla ilgili başka şeyler yaptım.
I hate the violin.
Kemandan nefret ediorum.
There's Dudù, do you remember the violin player?
Dudù orada, kemancı hatırlıyor musun?
Where's my violin?
Kemanım nerede benim?
Let's go get it before you take out your violin.
Kemanınızı da istemeden önce gidip getireyim.
Do you think the violin is ruined?
Sence kemanıma bir şey olmuş mudur?
I will put your violin somewhere safe.
Kemanınızı güvenli bir yere koyayım.
I will put the violin in Jeremy's room.
Kemanınızı Jérémynin odasına koydum.
Maybe you can take up the violin.
Sen de kemana geçersin belki.
Even the violin kids are going to beat the crap out of him.
Kemancı çocuklar bile onun yanında cırcır böceği gibi kalıcaklar.
The world's smallest violin, playin' just for the waitresses.
Dünyanın en küçük kemanıdır, sadece garson bayanlar için çalar.
Just a man and his violin.
Yalnızca kemanıyla birlikte bir adam olarak.
What are you talking about the violin!
Ne kemanından bahsediyorsun?
Will I be able to keep my violin?
Kemanım bende kalabilecek mi?
She would often practice the violin on the roof.
O, çatıdaki kemanla sık sık pratik yapardı.
Results: 1548, Time: 0.0722

Top dictionary queries

English - Turkish