VOLUNTARY in Turkish translation

['vɒləntri]
['vɒləntri]
gönüllü
heart
gonul
volun
will
heartaches
isteğiyle
request
desire
wish
want
demands
will
requisition
urge
ask
gönüllülük
heart
gonul
volun
will
heartaches
gönüllüler
heart
gonul
volun
will
heartaches
gönüllüyü
heart
gonul
volun
will
heartaches
katalepsidir
catalepsy
cataleptic

Examples of using Voluntary in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sami pled guilty to voluntary manslaughter.
Sami kasten adam öldürme suçunu kabul etti.
Voluntary manslaughter?
Kasten adam öldürme?
Macedonian authorities will carry out a 45-day, voluntary illegal weapons collection campaign.
Makedon yetkililer 45 gün sürecek bir gönüllü yasadışı silah toplama kampanyası düzenliyor.
Allison, you're begging the assumption that love can be voluntary.
Allison, aşk gönüllülük esasına göre olsun istiyorsun.
So no voluntary movement, but your reflexes are intact.
İstemli hareket yok ama refleksler yerinde.
They put the cure in a gun. Voluntary?
Gönüllü mü? Tedaviyi bir silaha yerleştirmişler?
Voluntary? They put the cure in a gun.
Gönüllü mü? Tedaviyi bir silaha yerleştirmişler.
I recommend you accept voluntary deportation.
Sizden, gönüllü olarak sınırı terk etmenizi istiyorum.
I'm a voluntary patient here.
İsteğe bağlı hastayım burada.
As if to say waking up is a voluntary choice we humans have.
Uyan saymak demek sanki bir gönüllü seçim biz insanlar var.
Today the government is working diligently to propose a new law for voluntary disarmament.
Bugün Hükümet ivecenlikle yeni bir gönüllü silahsızlanma yasası çıkarma çabasında.
And voluntary.
Ve gönüllü olarak.
I'm detecting a voluntary anti-matter containment breach on the Europa. Captain.
Kaptan, Europada istemli bir antimadde gediği saptıyorum.
Antimatter containment breach on the Europa. Captain, I'm detecting a voluntary.
Kaptan, Europada istemli bir antimadde gediği saptıyorum.
Voluntary or not, the rules stink.
Gönüllü olsun ya da olmasın, kurallar kokuşmuş.
Let's not. Voluntary manslaughter, 10 years.
Gerek yok, kasten adam öldürme, 10 yıl.
To manslaughter, voluntary, 10 years. And we will reduce murder one.
Ayrıca birinci derece cinayeti… kasten adam öldürmeye indirir, 10 yıl isteriz.
Sure doesn't look voluntary to me.
Bana hiç gönüllü gibi görünmedi.
Voluntary surrender. Be nice if that caught on.
Yaygınlaşsa iyi olurdu. Kendi teslim olmuş.
Voluntary manslaughter, 10 years.
Kasten adam öldürmek, 10 yıl.
Results: 354, Time: 0.0982

Top dictionary queries

English - Turkish