WAS BLEEDING in Turkish translation

[wɒz 'bliːdiŋ]
[wɒz 'bliːdiŋ]
kanıyordu
bleeding
kan kaybediyordu
kanayan
bleeding
kanı akıyordu
he was bleeding
there's blood gushing

Examples of using Was bleeding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yeah, you could have mentioned that before my face was bleeding.
Evet, yüzüm kanamadan önce bundan bahsedebilirdin.
His brain was bleeding.
Beyin kanaması geçiriyordu.
Ivan was bleeding from an ear.
Ivanın kulağı kanıyor.
Ki-ho, it was your nose that was bleeding?
Ki-ho, senin burnun mu kanıyor?
The first sign was bleeding from the fingernails.
Hastalığın ilk belirtileri tırnakların kanamasıymış.
Farnum was bleeding from the nose. So was Rory.
Ateşlerini ölçüyorlar. Farnum ve Rorynin burunları kanamıştı.
He didn't really grab me, but I was-I was bleeding.
Beni gerçekten tutmadı, ama kanıyordum. Bilmiyorum.
Your arm was bleeding. Your car, sir.
Kolunuz kanıyordu. Arabanız, efendim.
And the only person that I trusted was myself. My nose was bleeding.
Burnum kanıyordu… ve güvendiğim tek kişiyse kendimdim.
You said the victim was bleeding.
Maktulün kanaması var demiştin.
Layla was bleeding profusely.
Leyla bolca kanıyordu.
I don't know, she said that Leward was bleeding… and to prepare the med bay.
Bilmiyorum, Lewardın kanaması olduğunu ve reviri hazırlamamı söyledi.
Do not have visual. PJ said Buck was bleeding out.
PJ, Buckın kanaması olduğunu söyledi. Göremiyoruz.
Pj said buck was bleeding out. Do not have visual.
PJ, Buckın kanaması olduğunu söyledi. Göremiyoruz.
I heard your voice or something like… My nose was bleeding.
Burnum kaniyor, tuhaf bir ses duydum.
My nose was bleeding. I heard your voice or something like.
Burnum kaniyor, tuhaf bir ses duydum.
I'm looking for the one who was bleeding.
Kanaması olmuş birini arıyorum.
When you first saw me, and I was bleeding.
Beni kanlar içinde gördüğün zaman.
There's no indication our shooter was bleeding here.
Ama nişancının burada kan kaybettiğini gösteren bir belirti yok.
I was bleeding.
Benim kanım bu.
Results: 103, Time: 0.0461

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish