WORKING OVERTIME in Turkish translation

['w3ːkiŋ 'əʊvətaim]
['w3ːkiŋ 'əʊvətaim]
fazla mesai
overtime
extra shifts
overworked
OT
working late
extra work

Examples of using Working overtime in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Looks like he's working overtime.
Mesaiye kalmış gibi görünüyor.
Kalinda's really been working overtime for you.
Kalinda sizin için gerçekten çok fazla çalışıyor.
I had the Fabrication Room- working overtime on this.
Bunun için imalat odasına fazla mesai yaptırdım.
and it's working overtime.
olması gerektiğinden fazla çalışıyor.
Sergeant O'Keefe's working overtime here.
Komiser muavini OKeefe burada fazla mesai yapıyor.
I had the, um, fabrication room working overtime on this.
Bunun için imalat odasına fazla mesai yaptırdım.
Butter, 2%, milk, 6%. Working overtime.
Tereyağı% 2, süt% 6.- Fazla mesai yapıyor.
He's been working overtime.
Sakin ol. Fazla mesai yapıyor.
The surveillance pool is working overtime.
Gözetleme Birimi zaten fazladan çalışıyor.
On airports, seaports, and traffic cams. State Police has checkpoints on highways, and I have got my algorithms working overtime.
Ve algoritmalarım fazla mesai yapıyor Devlet polisinin karayollarında kontrol noktaları var, havaalanları, limanlar ve trafik kameralarında.
When he breaks me out of this tin can, the grave digger will be working overtime.
Beni bu konserve kutusu kodesten çıkarmaya geldiğinde, mezar kazıcı fazla mesai yapacak.
Year-old Murat Gül was a private security guard in Undersecretariat of Treasury. He had been waiting on the bus station to get to his home in Etlik after working overtime.
Murat Gül 26 yaşındaydı. Hazine Müsteşarlığında özel güvenlik görevlisiydi. Fazla mesaiye kaldıktan sonra Etlikteki evine gitmek üzere durakta otobüs bekliyordu.
Fireworks usually start when you rev it over 4,000 when the battery's working overtime. So.
Patlamalar genellikle akü fazla çalıştığında ve devir 4000in üstüne çıktığında başlar.
Your body is already working overtime as it is, so the surgery is an added stress,
Vücudun zaten olması gerekenden fazla çalışıyor. Ameliyat buna bir de stres ekleyecek
And I have got my algorithms working overtime State police has checkpoints on highways,
Ve algoritmalarım fazla mesai yapıyor Devlet polisinin karayollarında kontrol noktaları var,
And I have got my algorithms working overtime on airports, seaports, and traffic cams.
Ve algoritmalarım fazla mesai yapıyor Devlet polisinin karayollarında kontrol noktaları var,
Pablo kept his lawyers working overtime… continuing to negotiate his surrender with Colombian Attorney General De Greiff.
Pablo Kolombiya Başsavcısı De Greiff ile pazarlıklara devam ederek avukatlarına fazla mesai yaptırıyordu.
you will need to start working overtime.
okul borcu bitene kadar… fazla mesai yapmalısın.
you will need to start working overtime.
okul borcu bitene kadar… fazla mesai yapmalısın.
And after you get there, you're gonna think how lucky you are… to have half the 118 working overtime… to ensure that nobody finds out… that you're a cold-blooded killer.
Evine gittiğinde, 118 biriminin yarsının senin soğukkanlı bir katil olduğunu kimsenin öğrenmeyeceğinden emin olmak için fazla mesai yapmak zorunda olduklarından dolayı ne kadar şanslı olduğunu düşün.
Results: 54, Time: 0.039

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish