YOUR TIME in Turkish translation

[jɔːr taim]
[jɔːr taim]
zaman ayırdığınız
vakit ayırdığınız
senin vaktin
geçirdiğin zaman
elinde artık bunu yapmıyorum merak ediyorum zamanını
harcadığın zaman
harcadığın vakit
etmeni anlamıyorum zamanını
senin dönemin

Examples of using Your time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And of course you will be compensated for your time and effort.
Ve tabii ki harcadığın zaman ve emek telafi edilecektir.
Your time will come.
Your time has passed.
Senin vaktin geçti.
It's not your time.
Senin sıran değil.
I promise.- Your time is up.
Zamanın doldu. Söz veriyorum.
Okay.- Thank you for your time, Mr.?
Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim Bay… Tamam?
Okay.- Thank you for your time, Mr.?
Tamam, zaman ayırdığınız için teşekkürler, Bay?
So your time here won't be a complete waste.
Yani, burada geçirdiğin zaman tam olarak bir kayıp sayılmayacak.
I understand you. Soon your time is going to come.
Senin zamanın da yakında gelecek. Seni anlıyorum.
Is there any way we could pay you for your time?
Harcadığın vakit için bir ücret ödesek olur mu?
Quiet. Your time will come later.
Sus, senin sıran sonra gelecek.
I will pay you… for your time.
Harcadığın zaman için… ücretini ödeyeceğim.
More than a few minutes in your time No.
Senin zamanında geçireceğim birkaç dakika, bana yıllara mal olabilir. Hayır.
Your time will come, my child.
Senin vaktin de gelecek, çocuğum.
You can talk, your time is up.
Zamanın doldu. Konuşabilirsin artık.
Thank you for your time, Mr. Deleon. Well?
Çekilecek misin? Vakit ayırdığınız için sağ olun Bay Deleon?
How touching. Thank you for your time, Mrs. Raines.
Ne kadar dokunaklı. Zaman ayırdığınız için teşekkürler, Bayan Raines.
I mean your past… the cars, your time in prison.
Yani geçmişin… arabalar, hapiste geçirdiğin zaman.
B'Elanna, daughter of Miral… it's not your time.
BElanna, Miralın kızı… senin zamanın değil.
But it's not just your time. It's mine too.
Harcadığın vakit sadece seninki değil, benimki de.
Results: 1269, Time: 0.0555

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish