BELIRGIN in English translation

obvious
açık
belli
bariz
belirgin
apaçık
malum
aşikar
ortada
aleni
bilindik
distinct
belirgin
ayrı
belli
farklı
specific
özel
belirli
spesifik
belli
açık
kesin
belirgin
özgül
özellikle
özgü
significant
büyük
ciddi
belirgin
önemli
kayda değer
anlamlı
apparent
belirgin
görünür
görünen
açık
belli
bariz
aşikar
ortada
görünmüyor
prominent
tanınmış
seçkin
belirgin
meşhur
önemli
önde gelen
ünlü
öne çıkan
çıkık
clear
açık
temiz
apaçık
net
belli
berrak
kesin
bariz
belirgin
şeffaf
considerable
büyük
ciddi
oldukça
belirgin
epey
hatrı sayılır
hayli
önemli
hatırı sayılır
kayda değer
evident
apaçık
açık
belli
belirgin
kanıtlandı
ortada
bariz
aşikâr
particular
özel
özellikle
belirli
belli
titiz
özgü
bilhassa
belirgin
tekil
spesifik
distinguishing marks
well-defined

Examples of using Belirgin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hırsızlıktaki bu belirgin düşüş nasıl sağlandı acaba? Bilmiyordum.
And how did you accomplish this marked drop in thievery? I did not know.
Belirgin kişisel özelliklerle ilgili genler gibi mesela.
Like genes associated with a particular trait.
Onu suyun altında, tutmuş Boynundaki belirtiler çok belirgin.
He held her head under water, there are very evident signs on the neck.
Kazanan ve kaybedenler arasındaki farkın daha belirgin olduğu başka bir yer yoktur.
There's nowhere that the stark difference between winners and losers is more clear.
Sadece belirgin şeyleri.
Just certain things.
Belirgin olarak… tortul besleyicileri 2007de en düşük yoğunluktaydı.
Deposit feeders were at their lowest density in 2007. In particular.
Ve tüm bunlar bana tarihte belirgin noktalar olarak gözüküyor.
And all of this seems to me to be a salient point in history.
yavaş ilerleme yolunda. Psikotik yavaşlama belirgin olmuştur.
the slow progression towards a psychotic break has been evident.
İki fikir arasındaki zıtlık çok belirgin.
The contrast between the two ideas is very marked.
Şimdi belirgin görüş bulanıklığı saat 8:11de.
Definite blurring of vision now… at 8:11.
Hayatımızda çok belirgin anlar vardır. Olası bir hamilelik.
There are certain moments in our lives that are pregnant with possibility.
Karl, bizim sadece belirgin tek bir fareyi yakalamamız gerek.
Karl, we just need to catch this one particular rat.
Ne yazık ki, cömertlik kocamın belirgin özelliklerinden biri değil.
Unfortunately, munificence is not one of the salient features of my husband.
Ve biz Sun Tzuyuz, nihai sır en belirgin hale geliyor.
And we're Sun Tzu ultimate secret becomes most evident.
İyi iş. Belirgin gelişme.
Well done. Marked improvement, Mr Calamy.
Belirgin bir saygı esintisi hissettim.
Felt a definite waft of respect.
Belirgin alanlarda nasıl geri geri yürüyor görüyor musun?
You see how he's walking backwards in certain areas?
Rory, gözlerimde belirgin çizgiler mi var?
Rory, do I have noticeable lines on my eyes now?
Şimdi, nasıl geldim bu belirgin savunma pozisyonuna?
Now, how did I come to this particular position of advocacy?
Şeyin yaklaştığını gösteren en belirgin anatomik değişim.
The most evident anatomical change from the Kelpien advent.
Results: 1007, Time: 0.0492

Top dictionary queries

Turkish - English