PARTICULAR in Turkish translation

[pə'tikjʊlər]
[pə'tikjʊlər]
özel
special
private
personal
particular
specific
exclusive
custom
unique
intimate
özellikle
especially
particularly
specifically
in particular
notably
mainly
when
mostly
exclusively
specific
belirli
certain
specific
particular
set
definite
specified
appointed
belli
obviously
clearly
certain
apparently
specific
particular
evidently
know
well
tell
titiz
meticulous
thorough
rigorous
precise
particular
fussy
prissy
picky
fastidious
strict
özgü
unique
specific
peculiar
native
very
particular
indigenous
characteristic
typical
thing
bilhassa
especially
particularly
in particular
specifically
for one
above all
most
when
belirgin
obvious
distinct
specific
significant
apparent
prominent
clear
considerable
evident
particular
tekil
singular
single
individual
particular
unique
singularity
spesifik
specific
particular
specifically
specificity
müşkülpesent

Examples of using Particular in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This particular project has a different revenue stream.
Bu spesifik projelerin farklı gelir sağlama yöntemleri var.
Each of us for his own particular reason-- love, loyalty.
Her birimizin kendine özgü bir nedeni var.
But seriously, why this hotel in particular?
Niye bilhassa bu otel? Cidden?
Deposit feeders were at their lowest density in 2007. In particular.
Belirgin olarak… tortul besleyicileri 2007de en düşük yoğunluktaydı.
The judge is right to question why she hired that particular nanny.
Yargıcın söz konusu dadıyı neden işe aldığını sormaya hakkı var.
You know how particular he is about his toilet seat.
Klozeti konusunda ne kadar… titiz olduğunu bilirsin.
There is our particular solution.
Tekil çözümümüz bu.
These particular quasars are called"blazars.
Bu istisnai kuasarlara'' blazar'' deniyor.
Got anything particular in mind?
Aklında spesifik bir şey mi var?
Each of us for his own particular reason.
Her birimizin kendine özgü bir nedeni var.
I'm so happy that Betty chose this particular shade of yellow.
Betty bilhassa bu kehribar rengini seçtiği için çok mutluyum.
Karl, we just need to catch this one particular rat.
Karl, bizim sadece belirgin tek bir fareyi yakalamamız gerek.
I didn't know you were still so particular.
Hâlâ bu kadar müşkülpesent olduğunu bilmiyordum.
Something, I think. Nothing particular.
Önemli bir şey değil. Bir şey var galiba.
Yes, Count Olaf told me you were very particular about that.
Evet, Kont Olaf bu hususta çok titiz olduğunuzu söyledi.
Let's see if this particular solution satisfies the second initial condition?
Şimdi bakalım, bu tekil çözüm ikinci başlangıç değerini sağlıyor mu?
These particular drugs have a legitimate point of origin.
Bu istisnai uyuşturucuların kaynağının yasal bir noktası var.
Heroic rescue in my own particular.
Kendime özgü kahramanca bir şeyle kurtarmalıyım.
Details. You know, nothing real particular, but stuff no one would ever make up.
Çok spesifik şeyler değil ama kimsenin uydurmayacağı tarzda şeyler. Detaylarla.
This particular air?
Bilhassa bu havayı mı?
Results: 2717, Time: 0.0711

Top dictionary queries

English - Turkish