BELLI in English translation

obviously
belli
açıkçası
elbette
kesinlikle
anlaşılan
aşikâr
bariz
apaçık
görüldüğü üzere
görüldüğü gibi
clearly
belli
net
açıkçası
kesinlikle
apaçık
şüphesiz
aşikâr
bariz
açıkça
bariz bir şekilde
certain
bazı
emin
belli
belirli
kesin
malum
kesinlikle
mutlak
kaçınılmaz
eminiz
apparently
anlaşılan
belli
görünen
galiba
görünüşte
açıkçası
görünen o
görünüse göre
görünüşe göre
specific
özel
belirli
spesifik
belli
açık
kesin
belirgin
özgül
özellikle
özgü
particular
özel
özellikle
belirli
belli
titiz
özgü
bilhassa
belirgin
tekil
spesifik
evidently
belli
anlaşılan
açıkçası
açık
görünüşe göre
know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
well
iyi
şey
peki
evet
eh
aslında
öyle
güzel
eee
o zaman
tell
söyleyin
haber
söyleyebilir mi
söyle
anlat
bahset
söylersin
anlatın
anlatabilir
diyeceğim
belli

Examples of using Belli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Belli ki torunun istekli.
It seems that your granddaughter wants it..
Bay Belli burada. Hattımız açık.
Mr. Belli is here. So the phone lines are open.
Belli olmaz, hayır. Evet. Hayır.
No. Yes. Not necessarily, no.
Oyunda olduğun için… duygularını belli edemezsin diye bir şey yok.
That you can't show feelings just because it's a game. There's no rule.
Chastaini arayalım ve Belli yollayalım Yani, işi bitiremediğinden.
Let's call Chastain and have Bell send So, since he can't get the job done.
Altı veya yedi kişi eksiktir ama belli bile değildi.
Six or seven people were missing, but you couldn't tell.
Belli ki, hâlâ yatağın kendi kısmında uyuyor.
It appears he still sleeps on his side of the bed.
Bizim her birimizin belli bir makamı ve yeri vardır.
There is not one of us who does not have his appointed place.
Mr. Belli ile dava hakkında mı?
You mean to Mr. Belli about the case?
Belli ki aptal oynuyorsun ama suçlu değilsin.
It seems you're playing dumb, but you're not guilty.
Belli olmaz, hayır. Hayır. Evet.
Yes, no, not necessarily, no.
Bunu belli etme, tamam mı?
Don't let it show, okay?
Chandler Bing mi yoksa Napoleon Dynamite mi belli değil.
I can't tell if you're doing Chandler Bing or Napoleon Dynamite.
Memur silahını çekmiş ve Bay Belli yere yatırmış.
The officer pulls his gun and gets Mr. Bell to the ground.
Belli ki, dijital damlalardan kaçma yeteneğin var.
It appears you have some aptitude for avoiding digital blobs.
Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.
Shall be gathered together to the appointed time on a known Day.
Bay Belli bir haftalığına mı gitmişti?
Mr. Belli was gone for a week?
Belli ki Marconi birtakım gizli ışınlar bulmuş.
It seems that Marconi has discovered some secret rays.
Belli olmaz, hayır. Hayır. Evet.
No. Yes. Not necessarily, no.
Anubis bizi elimizi belli edecek acele bir hareket yapmaya teşvik ediyor.
Anubis wants to goad us into a precipitous action which will show our hand.
Results: 12307, Time: 0.0568

Top dictionary queries

Turkish - English