CLEARLY in Turkish translation

['kliəli]
['kliəli]
belli
obviously
clearly
certain
apparently
specific
particular
evidently
know
well
tell
net
clear
specific
precise
vividly
plain
explicit
clarity
crisp
distinctly
definitive
açıkçası
frankly
honestly
obviously
to be honest
actually
clearly
well
apparently
truth
really
kesinlikle
definitely
absolutely
certainly
exactly
totally
sure
surely
precisely
indeed
obviously
apaçık
clear
manifest
plain
obvious
open
evident
luminous
illustrious
openly
outright
şüphesiz
indeed
surely
verily
no doubt
lo
certainly
undoubtedly
truly
clearly
doubtless
aşikâr
obviously
clearly
certainly
apparent
self-evident
bariz
obvious
clear
apparent
blatant
conspicuous
evident
palpable
açıkça
open
clear
obvious
light
openly
specific
manifest
public
explicit
plain

Examples of using Clearly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Clearly. Of that they were certain of.
Bu belliydi. Ve onlar da bundan eminlerdi.
Clearly. Of that they were certain of./There was value in the thing.
Bu belliydi. Ve onlar da bundan eminlerdi.
Clearly the police believe that one of them is the murderer.
Katil olduğuna inandığı aşikar. Polisin, onlardan birinin.
And police had the wrong woman. Clearly, Barbara June was insane.
Barbara June aklını kaçırmış olduğu belliydi… ve polis yanlış kadını yakalamıştı.
Clearly my client was not the only one who thought that Ms Patten was the real deal.
Sadece müvekkilim olmadığı açıktır. Bayan Pattenin uzman olduğunu düşünenin.
No pendejo. Clearly she had a nervous breakdown.
Sinir krizi geçirdiği belliydi. Hayır pendejo.
That was clearly not part of the plan.- Killed him?
Onun planın bir parçası olmadığı aşikar.- Öldürdü onu?
Last night's bombing was clearly meant to look like Germany's retaliation for Strasbourg.
Dün geceki bombalama olayının Almanyanın Strazburg için misillemesi gibi görünmesi amaçlandığı açıktı.
When she came home to tell Michael, she was clearly upset.
Michaela söylemek için eve geldiğinde üzgün olduğu çok belliydi.
Clearly they knew more than they were telling us.
Bize söylediklerinden fazlasını bildikleri açıktı.
Clearly, Mingus was involved in some kind of assault.
Mingusun bir çeşit saldırıya karıştığı çok açıktı.
It clearly wasn't a date.
Randevu olmadığı çok açıktı.
Now, Stevin was clearly a mathematician who didn't mind getting his hands dirty.
Stevinin ellerini kirletmekten çekinmeyen bir matematikçi olduğu açıktı.
That tiny patch of cells was clearly special.
Hücrelerden oluşan o küçük parçanın özel olduğu açıktı.
You said parenting wasn't in your playbook, and clearly you were right.
Sizler ebeveynliğin oyun kitabında olmadığını söylediniz ve haklı olduğunuz aşikar.
Rigid body language, heads down, checking phones, clearly anticipating something.
Keskin beden dili, başlar eğilmiş, telefona bakmalar… Bir şey bekledikleri aşikar.
There's clearly a lot of bad blood in this community.
Bu toplulukta çürük elmalar olduğu aşikar.
Yes, very clearly.
Evet, çok açıktı.
They're clearly serious about stopping this documentary.
Bu belgeseli durdurma konusunda oldukça ciddi oldukları belliydi.
This one is clearly disturbed.
Rahatsız olduğunu açıktır.
Results: 8348, Time: 0.0601

Top dictionary queries

English - Turkish