BARIZ in English translation

obvious
açık
belli
bariz
belirgin
apaçık
malum
aşikar
ortada
aleni
bilindik
clear
açık
temiz
apaçık
net
belli
berrak
kesin
bariz
belirgin
şeffaf
apparent
belirgin
görünür
görünen
açık
belli
bariz
aşikar
ortada
görünmüyor
blatant
bariz
apaçık
küstah
açık
şekilde
kaba
conspicuous
dikkat çekici
dikkat çeker
bariz
göze çarpan
şüpheli
dikkat çekecek
hatırlamıyor musunuz
evident
apaçık
açık
belli
belirgin
kanıtlandı
ortada
bariz
aşikâr
palpable
somut
açık
bariz
aşikar
hissediliyor
apaçık
elle tutulur
belirgin

Examples of using Bariz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dorian, yaşama tutkunu neden kaybettiğin gayet bariz.
Dorian, it's quite clear why you have lost your passion for life.
Bay Cilentinin gizli anlaşmalarını, bariz yolsuzluklarını durdurmayı reddetmeniz.
Your refusal to curb Mr Cilenti's backroom dealings, his blatant corruption.
Ama en kötüsü ise Ganthetin güvenmemesi gereken duygularını bariz olarak kullanması.
But worst of all is Ganthet's blatant use of an unreliable emotion.
Ama ağızda bariz tadı kalan zehirli atık.
But a distinct aftertaste of toxic waste.
Bariz bir şekilde içerideydi.
That was clear inside.
Çok bariz, ha?
Too edgy, huh?
O her kimse, bariz beni çok iyi çalışmış.
Whoever she is, she has clearly studied up on me.
Bu kadar bariz yalan söylenmez ki!
To lie like that so blatantly!
Bu kadar bariz olma Rebekah.
Don't be so predictable, Rebekah.
Bu mantıklı, bu bariz, her şey akla yatkın.
It's logical, it's obvious♪♪ it all makes perfect sense♪.
İnsan doğası çok bariz ve nihai olarak çok önemsiz.
Human nature is so predictable,- and ultimately so irrelevant.
Bariz mi?
It's obvious,?
Bariz ve küçümseyici ırkçı ifadeler.
Blatantly racist and condescending comments.
Bariz bu.
It's obvious.
Ya da bariz birşey?
Or anything specific?
Her birimiz bariz ahlaki seçimlerle karşı karşıya kalırız.
Each of us faces a clear moral choice.
Uzuvlardan çıkan bariz akrep iğneleri mi?
Visible scorpion stingers protruding out of limbs?
Bariz gerçekse insanoğlunun yaşaması için… dinin ölmesi gerekiyor.
The plain fact is, religion must die for mankind to live.
Gariplik bariz, öyle değil mi?
The anomaly is obvious, is it not?
Bu bariz olmalı kaptan.
That should be obvious, captain.
Results: 1058, Time: 0.0415

Top dictionary queries

Turkish - English