BILIRLER in English translation

know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knows
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knowing
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knew
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım

Examples of using Bilirler in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dave Ekins, insanlar beni Tijuanadan La Paza açtığım yol ile bilirler.
Dave Ekins, best known for opening the trail from Tijuana to La Paz.
Ne bilirler ki, eh?
What do they know, eh?
Buranın eskileri iyi bilirler. Bu Murtaza Efendi babamın yanında çalışırdı.
Old people of this town would know, Murtaza worked for my dad.
Bir daha bizimle uğraşmamaları gerektiğini bilirler, İyi ayarlanmış öldürme makineleri.
They knew better than to mess with us, finely tuned killing machines.
Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.
They shall know tomorrow whichsoever is a liar insolent.
Bunu nasıl bilirler, Oz?
How would they know that, Oz?
Lordlar orada olduğumu bilirler ve hile yapılmasından hiç hoşlanmazlar.
The lords would know that I was there and they don't like cheating.
Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.
We said to him"Tomorrow they shall know who is the boastful liar.
Kafirler, yakında bilirler, anlarlar, dünya yurdunun sonundaki hayır kimin.
The deniers of the truth will soon come to know whose end is good.
Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.
Tomorrow they shall know who is the insolent liar.
Bilirler yapmakta olduğunuzu.
Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.
Tomorrow they shall know who is the arrogant liar.
Sistemi bilirler çok çalışırlar ama az kazanırlar.
The do know the system. They're definitely overworked and underpaid.
Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.
Tomorrow shall they know who is the liar, the insolent one.
Bilirler beni, nasıl hücum ettiğimi Bapaumea daha dün adamlarımla.
My battle tactics are known. Yesterday with my men.
Ne Easter Bunnyyi bilirler ne de bir gün.
And one day so, you know.
İntihar edenler sadece ölümü bilirler,… ümitlerinin ölümünü.
It knows only death, the death of all hope.
Beni bilirler. Lütfen, benim için yapmalısın.
They will know me. Please, you gotta do it for me.
Konuşursam bilirler.- O zaman kutu gelsin.
Then it's the box. They will know I talked.
Nasıl bilirler ki?
How would they know?
Results: 1643, Time: 0.0245

Top dictionary queries

Turkish - English