Examples of using Bitkin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Biraz bitkin olacak, bu yüzden onu sadece biraz rahat bıraka- lım.
Bu bitkin kız, cehennemde geçen bir randevudan geliyor.
İş yerinde her gün Ben Loy çok bitkin duruyor.
Suçlular sinsi, bitkin, Süpheli insanlardır.
İnsanlar bitkin, kederli.
Çok bitkin, fakat.
Biraz bitkin görünüyorsunuz. ama, bu sabah.
Bitkin ve bir deri bir kemik haldelerdi, çoğu cangılda binlerce kilometre yürümüştü.
Yani stresli olduğumuzda bitkin görünüyoruz.
Gördüğüm şeyi söylüyorum. Bitkin durumda.
Dr. Clarkson en azından bir hafta ya da daha uzun bitkin olacağını söyledi.
Tom bitkin olduğunu söyledi.
Çok bitkin olduğu için bu güzelliği göremiyor.
Aç değilim. Bitkin hissediyor olabilir misin?
Hasta, bitkin, kötü.- Her neyse.
Bitkin değilim. Sadece hüsrana uğradım.
Kasvetli bir gece yarısı Dolaşırken zayıf ve bitkin.
Bir dahaki sefer'' şişman ve bitkin'' i dene.
Sevdiğim adam öldü. Bitkin durumdayım.