CIDDIYE in English translation

seriously
cidden
gerçekten
ciddi
sahiden
literally
gerçekten
resmen
cidden
harfiyen
tam anlamıyla
gerçek anlamda
abartısız
gerçek manada
tam manasıyla
ciddiye
real
gerçek
çok
asıl
ciddi
esas
öz
gercek
reel
hakiki

Examples of using Ciddiye in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Belki de tavsiyesini fazlasıyla ciddiye aldım.
Maybe, I took his advice a little too literally.
Biliyor musun, burun estetiğinden önce ciddiye alınmamak gibi bir sorunum yoktu.
You know, before I had the nose job I had no problem being taken seriously.
Ama 11 yaşımdayken iş ciddiye bindi.
But shit got real around 11.
Fakat zehirli mürekkebi ciddiye aldım.
But I took the poison ink literally.
Babamın bu konuyu ne kadar ciddiye aldığının farkında değilsin.
I don't think that you realize how seriously Daddy is taking this issue.
Ama 11 gibi iş ciddiye bindi.
But shit got real around 11.
Sanırım Nicole düz yüzey fikrini çok ciddiye aldı.
I think nicole took the idea of a flat surface too literally.
Tamam, şu iyi vatandaş meselesini fazla ciddiye alıyorsunuz!
Okay, you're taking this good citizen thing way too literally!
İkici kısmı çok ciddiye almış olabilirim.
I may have taken that last part too literally.
Benim onu ciddiye almadığımı düşündü.
HE THOUGHT I WASN'T TAKING HIM SERIOUSLY.
Beni ciddiye almanız gerek.
YOU NEED TO TAKE ME SERIOUSLY.
Beni ciddiye almanýz gerek.
Rosenberg: YOU NEED TO TAKE ME SERIOUSLY.
Yarışı çok ciddiye aldım ve ona yeterince ilgi gösteremedim.
TAKING THE RACE TOO SERIOUSLY, NOT PAYING ENOUGH ATTENTION TO HER.
İşi ciddiye almanızı istiyorum.
I WANT THIS TAKEN SERIOUSLY.
İşini ciddiye alıyorsun!
You mean business!
Jason, Madison dersleri ciddiye almadığı için onunla ayrıldım demişti.
Jason told me he broke up with madison because she wasn't serious about her studies.
Görevinizi ciddiye alın.
Be serious in your duties.
Bu işi çok ciddiye alıyorum, Charlie.
I'm serious about my acting, Charlie.
İş ciddiye binmişti.
Then it got really serious.
Bu sorumluluğu ciddiye alıyorum, tamam mı?
I don't take that responsibility lightly, okay?
Results: 4778, Time: 0.0401

Top dictionary queries

Turkish - English