DAVRAN in English translation

act
hareket
rol
davranın
davranıyorsun
davranış
sahne
davran
yasası
eylemi
gösterisi
pretend
farz
davranın
taklit
yalandan
davran
numarası
gibi yap
farzet
varsay
treat
tedavi
davranın
davranıyorsun
bir ziyafet
davran
ısmarlıyorum
muamelesi
ikram
ikramım
mama
behave
uslu
davranır
davranıyor
davranış
davranın
hareket
davran
uslu dur
terbiyeli
düzgün dur
tread
lastik
davran
izi
bas
yürü
adımlarla
ayak
so
yani
peki
öyle
yüzden
kadar
böylece
demek
o yüzden
ki
de
acting
hareket
rol
davranın
davranıyorsun
davranış
sahne
davran
yasası
eylemi
gösterisi
pretending
farz
davranın
taklit
yalandan
davran
numarası
gibi yap
farzet
varsay
treated
tedavi
davranın
davranıyorsun
bir ziyafet
davran
ısmarlıyorum
muamelesi
ikram
ikramım
mama

Examples of using Davran in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sadece araba bayiliğini keşifle satın almak istiyor gibi davran.
You just scout the dealership, pretend you want to buy.
Sen ona bir leydi gibi davran.- Hatırlayacağım efendim.
I will, sir. You treat her like a lady.
Ona herzamanki tarzda davran. Çetin bir ceviz, ama.
He's a tough case, but I want him treated in the usual manner.
Öyle davran.
You're pretending to.
Bunu unutma. Yumuşak davran, olur mu?
Remember that. Tread softly, ok?
Akıllı davran, kaçmayı aklının ucundan bile geçirme.
So be smart, and don't even think about running.
Odana geri dön, her şey normalmiş gibi davran. Bay Stevenson.
Mr. Stevenson, go back to your room, pretend everything's normal.
Hatırlayacağım efendim. Sen ona bir leydi gibi davran.
I will, sir. You treat her like a lady.
Çetin bir ceviz, ama ona her zamanki tarzda davran.
It's a tough case, but but I want him treated in the usual manner.
Seni özledim.- Davran.
Pretending… I miss you.
Bunu unutma. Yumuşak davran, olur mu?
Remember that. Tread softly, okay?
Kendin gibi davran… Efendim, şapka.
Behave yourselves… Sir, the hat.
Sana önemli birşey sölyüyormuşum gibi davran.
So nod like I'm saying something important.
Odana geri dön, her şey normalmiş gibi davran. Bay Stevenson.
Go back to your room, pretend everything's normal. Mr. Stevenson.
Yeter. Tabi, bana köpekmişim gibi davran.
Sure, treat me like your dog!- Enough!
Yani her şey normalmiş gibi davran.
That means pretending everything is normal.
Nazik davran Treville.
Tread lightly, Treville.
Kendin gibi davran… Efendim, şapka.
Sir, the hat. Behave yourselves.
Evet. Ona kötü davran.
Yeah, so be mean to her.
Gülümseyeceksin. Ne yaptığını biliyormuş gibi davran, tamam mı?
Pretend like you know what you're doing, okay? You're gonna smile?
Results: 1582, Time: 0.066

Top dictionary queries

Turkish - English