ACTING in Turkish translation

['æktiŋ]
['æktiŋ]
davranmayı
pretend
act
treat
behave
impersonating
tread
oyunculuk
game
play
gaming
trick
vote
vekili
deputy
proxy
substitute
regent
guardian
surrogate
congressman
trustee
attorney
commissioner
davranıyor
acting
treats
pretending
behaving
hareket
move
movement
motion
action
act
activity
gesture
mobility
rol
role
part
act
pretend
cast
playing
davranan
acting
treats
pretending
behaves
the one
aktörlük
actor
thespian
vekaleten
acting
as power of attorney
vicariously
by proxy
temsili
representative
acting

Examples of using Acting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just remember,"acting lieutenant doesn't mean you're in a bloody play.
Unutma,'' temsili teğmen bir oyunda oynadığın anlamına gelmiyor.
You know they have acting classes in prison now.- Great performance.
Biliyormusunuz, hapishanelerde aktörlük sınıfları var şimdilerde.- Harika bir gösteri.
Red and glowing eyes, trying to kill me, acting like a zombie.
Kırmızı ve kızgın gözler, beni öldürme çabası,… zombi davranışları.
For a few days, I would like you to watch how acting is done.
Birkaç gün için, nasıl oyunculuk yapacağınızı göstereceğim.
Of course, it's acting.
Aktörlük değilse tabii.
DiNozzo. My acting boss says you ain't going anywhere.
Temsili patronum hiçbir yere gidemeyeceğini söylüyor. DiNozzo.
Even Putin started as an acting president.
Putin bile vekaleten başkan olarak başladı.
He said the DOA had been acting odd for the last six weeks.
Kurbanın son 6 haftadır garip davranışları olduğunu söyledi.
Wow! Such great acting!
Vay be harika oyunculuk.
DiNozzo. says you ain't going anywhere. My acting boss.
Temsili patronum hiçbir yere gidemeyeceğini söylüyor. DiNozzo.
Acting is a pretty precarious profession, isn't it?
Aktörlük oldukça istikrarsız bir meslek değil mi?
The Acting Ash.
Vekaleten Ash.
Ain't acting like a woman don't care nothing for a man.
Bir erkekle ilgilenmeyen bir kadının davranışları değil.
The body of Tom Cruise, the acting is still Bryan.
Vücut Tom Cruiseun, oyunculuk hala Bryan.
The acting captain.
Temsili kaptan.
He's paid for acting classes, headshots and stuff.
Aktörlük kursumun, vesikalık fotoğraflarımın filan parasını ödemişti.
Doctor Bradley, I'm Nadia Yassir, acting head of CTU.
Doktor Bradley. Ben Nadia Yassir, CTUnun vekaleten müdürüyüm.
Has Hailey been acting strange lately?
Haileyin son zamanlarda garip davranışları oldu mu?
What brilliant acting!-I know!
Biliyorum. -Harika oyunculuk!
Well, there's acting classes, stage-combat classes, tap classes.
Şey, aktörlük kursları, sahne kapma kursları, dans kursları.
Results: 3626, Time: 0.111

Top dictionary queries

English - Turkish