DOBRA in English translation

blunt
kör
açık sözlü
künt
kaba
patavatsız
küt
dobra
körelmiş
keskin
sert
forthright
açık sözlü
samimi
dobra
açıksözlü
dürüst
içten
outspoken
açık sözlü
dobra
açıksözlü
straightforward
basit
açık
kolay
dürüst
doğrudan
apaçık
anlaşılır
net
sözlü
dobra
straight
düz
direkt
düzgün
hemen
dümdüz
hetero
heteroseksüel
dürüst
dik
açık
in-your-face
cesurca
dobra
frankly
açıkçası
doğrusu
aslında
açıkcası
açık
dürüst
i̇çtenlikle

Examples of using Dobra in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ben genelde içmem, çünkü beni dobra ve inatçı yapıyor.
Because it makes me blunt and opinionated.-You know, I usually don't drink.
Dobra konuştuğun için sağ olasın.
Thanks for the straight talk.
Tavırların benziyor. Güçlü, dobra, ikna edici.
Forthright, convincing. It's more of an attitude… strong.
Ben genelde içmem, çünkü beni dobra ve inatçı yapıyor.
I usually don't drink because it makes me blunt and opinionated.
En dobra şeyi söylemek. Tepkiyi görmek için aklınıza gelen.
You say to see the reaction. The most bluntest thing that you can say.
En dobra şeyi söylemek.
The most bluntest thing that you can say,
Bu kadar dobra konuştuğum için beni bağışlayın.
Forgive me for speaking so bluntly.
Belcusas, dobra dobra dövüş.
Fight them fair and square.
Umuyorum ki bana karşı dobra olmak niyetinde değilsiniz, efendim.
I do hope you aren't intending to be forward with me, sir.
Başlangıçta dobra; sonra da canım hangi yöne doğru isterse öyle.
Forward to begin with, and then any other direction that takes my fancy.
Bu kadar dobra olmak zorunda değilsiniz.
You don't have to spell it out.
Dobra olmaya çalışıyordum… ona yardım etmek için.
I was being direct… to help her.
Önceki gibi dobra ol, tamam mı dostum?
Be brutal like you were before, okay, buddy?
Sert ama dobra ha?
Terse but honest, huh?
Kabalaşmayacağız, sadece dobra olacağız. İnanın bana.
We're not going to be shady, just fierce. Believe me.
Kabalaşmayacağız, sadece dobra olacağız. İnanın bana.
Believe me. We're not going to be shady, just fierce.
Dürüst ve dobra olmaları, X kuşağının en karakteristik özellikleridir.
Honesty and frankness were the characteristics of the Generation X.
Daha önce bu kadar dobra olduğunu hatırlamıyorum.
I don't remember you ever being this direct.
Kendi hakkımda size söyleyebileceğim en dobra şey, Kendal.
The most honest thing that I can tell you about myself right now, Kendal.
Güzel, hüzünlü ama dobra.
Beautiful, sad, but frank.
Results: 80, Time: 0.039

Top dictionary queries

Turkish - English