Examples of using Dobra in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ben genelde içmem, çünkü beni dobra ve inatçı yapıyor.
Dobra konuştuğun için sağ olasın.
Tavırların benziyor. Güçlü, dobra, ikna edici.
Ben genelde içmem, çünkü beni dobra ve inatçı yapıyor.
En dobra şeyi söylemek. Tepkiyi görmek için aklınıza gelen.
En dobra şeyi söylemek.
Bu kadar dobra konuştuğum için beni bağışlayın.
Belcusas, dobra dobra dövüş.
Umuyorum ki bana karşı dobra olmak niyetinde değilsiniz, efendim.
Başlangıçta dobra; sonra da canım hangi yöne doğru isterse öyle.
Bu kadar dobra olmak zorunda değilsiniz.
Dobra olmaya çalışıyordum… ona yardım etmek için.
Önceki gibi dobra ol, tamam mı dostum?
Sert ama dobra ha?
Kabalaşmayacağız, sadece dobra olacağız. İnanın bana.
Kabalaşmayacağız, sadece dobra olacağız. İnanın bana.
Dürüst ve dobra olmaları, X kuşağının en karakteristik özellikleridir.
Daha önce bu kadar dobra olduğunu hatırlamıyorum.
Kendi hakkımda size söyleyebileceğim en dobra şey, Kendal.
Güzel, hüzünlü ama dobra.