DUR in English translation

stop
kesin
engel
durak
yeter
artık
son
dur
kes
bırak
durun
wait
beklemek
bir dakika
walt
bir saniye
dur
durun
beklerim
stay
kalın
kalıp
kal
dur
durun
çekil
çekilin
ayrılma
kalalım
kalayım
stand
tahammül
ayakta
kalın
yanında
geçerli
dur
ayağa
çekil
çekilin
durun
halt
dur
durun
kıta dur
hold
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
whoa
vay
hey
oha
hop
hoop
dur
bakalım
hang
asar
sıkı
biraz
bir
bekle
asın
dur
asılı
dayan
asmama
let
hadi
haydi
müsaade
birak
izin
bırak
ver
bakalım
gidelim
vereyim

Examples of using Dur in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dur ben…- Hallediyorum Scarlett!- Peki!
Let me just… Okay.- Scarlett, I got it!
Dur. Birazdan bir adam gelecek ve bu arabaya binecek.
Halt. A man is just about to come out and get in this cab.
Chiana! sen şu oğlan değil misin…- Dur bakalım!
Chiana, keep him down! Hang on! You're the guy that!
Yakın dur konuşmayı ben yaparım. Sarışını gördünmü?
Stick close, let me do the talking. See that blonde?
Hikayen son derece iyi olmalı. Dur. Arkadaşım.
Your story will have to be exceedingly good. My friend, Halt.
Dur ben…- Hallediyorum Scarlett!- Peki.
Let me just… Scarlett, I got it! Okay.
Asker, dur.
Soldier, halt.
Dur ben…- Hallediyorum Scarlett!- Peki!
Okay. Let me just…- Scarlett, I got it!
Şehrin kapılarının dışında ne yapıyorsunuz? Dur!
Halt. What were you doing outside of the city gates?
Dur ben takayım, Dora. Çok güzel!
It's beautiful!- Let me try it, Dora!
Dur! Sen kimsin ki… karşımda… duruyorsun? Dur!
Halt! Who are you that would stand… Halt, against me?
Dur ben takayım, Dora. Çok güzel!
Let me try it, Dora. It's beautiful!
Lütfen bunu tutabilir misiniz? -Orada dur.
Can you hold this, please?- Halt there!
Dur ben… Ah, hayatım, hayatım.
Let me just… Oh, babe, babe, babe.
Dur bunu senin için birde ispanyolca söyleyim'' HAYIR.
Let me say this for you one more time in spanish.
Gel buraya, Sammy, dur da kollarında ağlayayım.
Come here, Sammy, let me cry in your arms.
Size söylemedi mi? Dur, ben?
Let me… Oh, he didn't tell you?
Ah, hayatım, hayatım. Dur ben.
Oh, babe, babe, babe. Let me just.
Dur güvenlik kontrolü.
STOP CHECK-OUT WITH SECURITY.
Dur dedim, seni küçük pislik!
I SAID STOP, YOU LITTLE SHIT!
Results: 51720, Time: 0.0538

Top dictionary queries

Turkish - English