Examples of using Efsane in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gerçi, bir sürü ürkütücü efsane.
Söyledim. O zaman kızının yatakta efsane olduğunu söyle.
O yüzden onlara efsane deniyor.
Hop, hop! Bu görev efsane olmalı.
Seninle karşılaşana kadar onların efsane olduğunu düşünmüştüm.
İnsanların nasıl kurt adama dönüştüğüyle ilgili birçok efsane var.
Ve sonra… o ilk dinozoru canlı görürsün. Efsane gibidirler.
Ve onları canlı gördüğünde ise…- Efsane gibidirler.
Ve onları canlı gördüğünde ise…- Efsane gibidirler.
Ve sonra… o ilk dinozoru canlı görürsün. Efsane gibidirler.
Haydi bir efsane yaratalım.
Adalar hakkında her türlü efsane var gökyüzünde yüzer.
Adalar hakkında her türlü efsane var gökyüzünde yüzer.
Değirmenlerde birçok efsane doğmuş.
Efsane bir isim.
Efsane mekân değil mi?
Yasadigi çagda efsane olan kisi, o efsanenin kölesi olur.
Ölünce efsane olacaksın.
Efsane doğru.
Bilmiyorum ama efsane gayet açık.