Examples of using Farz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Farz edeceğim. Burada kahvemle oturup deli olduğumu.
Büyük bir dövüşe hazırlanan bir boksör olduğunuzu farz edin.
Yukarı kat, sesli mesaj gönderenin Hannah olduğunu farz edebilir miyim?
Öyle ama dünyanın kendisini sen olmadan da düzeltebileceğini farz edebilirsin.
Dedi ki:'' Öldüğümü farz edin.
Bu seslere alış, Farz.
Çalıştığımız şantiyenin dinlendiğini farz edebiliriz.
Bunu, CIAin seni ikinci reddedişi farz et.
Pekâlâ… Bir şey bilmediğimizi farz edelim.
Çalıştığımız şantiyenin dinlendiğini farz edebiliriz.
Ve aramızdaki meseleyi kapanmış farz ederim.
Burada kahvemle oturup deli olduğumu farz edeceğim.
Ancak yaptığım bu saygısızlık ile ne kastettiğimi anladığınızı farz ediyorum.
Şimdi git ve kendini kovulmuş farz et.- Üzgünüm.
öyle olduğumu farz edelim.
Bir saniyeliğine, öyle olduğumu farz edelim. Tamam.
Farz edelim ki 12 çocuk bulduk.
Ben sadece farz o bizim çocuk olurdu.
Yani, ne farz etmişsen…-… kolay satamayacaksın.
Yerleştirdiği gerekçesiyle soruşturacağını farz edebiliriz. Yetkililerin Volkswageni sözde yanıltıcı cihaz.