HAK in English translation

deserve
hak
layık
hakediyorsun
right
değil mi
doğru
tamam
hemen
sağ
tam
aynen
peki
iyi
düzgün
truth
gerçek
doğru
hakikat
hak
açıkçası
earn
kazanmak
kazanıyor
kazanır
hak etmek
haketmen
worthy
layık
değerli
değecek
uygun
hak
yaraşır
saygıdeğer
layik
buna değecek
reva
hak
haka
due
nedeniyle
yüzünden
dolayı
sebebiyle
sayesinde
dolayısıyla
hak
bağlı
vadesi
kaynaklanan
merit
erdem
hak
fazilet
değeri
liyakat
bir üstünlüğünüz
hath
allah
etmiştir
de
vermiştir
hak
indirdiği
kıldı
ona
edin
size verdiği
claim
iddia
talep
hak
tazminat
savını

Examples of using Hak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
duyurulan azap hak oldu.
so My threat became due against them.
Rakeem sahada yaptıklarıyla buradaki notlarını fazlasıyla'' hak edecek.
Rakeem's gonna more than earn his keep here by what he does on the field.
Hak Korsanları.
The Merit Pirates.
Hangi mahkeme bizim hak isteğimizi kabul eder?
And to what court of law would my son and I take our claim?
Ki Allah, hak olmak üzere kitabı
Allah it is Who hath revealed the Scripture with truth,
Hak Chanın böyle olduğunu bilmiyordum ne sürpriz ama.
I didn't know Hak Chan was like that… What a surprise.
Evet. Bu hak ilgili, güçlendirme.
It's about entitlement, empowerment.- Yeah.
azap hükmü, hak olmuştur kafirlere.
the sentence of punishment was due against the unbelievers.
Mükemmelliğini kanıtlayan yanımda bir yeri hak eder.
And whoever proves their excellence will earn a place beside me.
Hak ederek bir yerlere gelmiş gençlerin arasında çalışmaktan dolayı çok memnun.
I'm pleased to work in an environment which acknowledges merit in young people.
Özgürlüğünüzü hak edin!
Claim your freedom!
Rusya Hak Lung Gongu işgal etti.
Russia occupies Hak Lung Gong.
Cumhuriyetçiler hak reformunu Johnson zamanından beridir istedi.
The Republicans have wanted entitlement reform since Johnson.
Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir.
Verily the Truth from thy Lord hath come unto thee.
Merak etmeyin, herkes hak ettiğini alır.
No worries. Everyone gets their due.
Hiçbir zarar görmeyeceksin ve sonunda… bir Whitlaw olarak yerini hak edeceksin.
Earn your place as a Whitlaw. You will emerge unscathed… and finally….
İlk yardımda hak rozeti tek ihtiyacım olan şey, efendim.
A merit badge in first aid is the only supply I need, sir.
Yoon Hak Chul nerede?
Where's Yoon Hak Chul?
Evet. Bu hak, hayatımı tehlikeye atmanı mazur gösteriyor?
Yes. That entitlement justified risking my life?
Beyaz mızrağı KaRenin kazanacağını Ve Evoleti hak edeceğini düşünüyor.
She thinks Ka'ren will win the White Spear and claim Evolet.
Results: 5203, Time: 0.0466

Top dictionary queries

Turkish - English