HARAM in English translation

sacred
kutsal
haram
mukaddes
haramdan
hürmetli
haram
harama
unlawful
yasadışı
haram
yasa dışı
haram kılmıştır
kanunsuz
hukuk dışı
kanun dışı
aykırı
forbid
yasak
sığınırım
haram
korusun
yasaklıyorum
esirgesin
menet
sakındırır
vazgeçirirler
men mi ediyorsun
forbidden
yasak
sığınırım
haram
korusun
yasaklıyorum
esirgesin
menet
sakındırır
vazgeçirirler
men mi ediyorsun
prohibited
yasak
yasaklıyor
of what is illicit
kosher
koşer
kaşer
temiz
helal
yahudi
uygun
profane
kâfir
saygısız
haram
küfürlü
bayağı
forbade
yasak
sığınırım
haram
korusun
yasaklıyorum
esirgesin
menet
sakındırır
vazgeçirirler
men mi ediyorsun
forbids
yasak
sığınırım
haram
korusun
yasaklıyorum
esirgesin
menet
sakındırır
vazgeçirirler
men mi ediyorsun

Examples of using Haram in Turkish and their translations into English

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Haram olduğu size okunanların dışında kalan hayvanlar size helal kılındı.
And permitted to you are the flocks, except that which is recited to you.
İslamda haram ve yasak kavramları oldukça kuvvetlidir.
The concept of haram or forbidden is very strong in Islam.
Haram bu. Sarhoşsun sen.
You're drunk! It's haram.
Haram bu.
It's forbidden.
Bir sürü haram şey. Artık yapmadığım.
That I'm--I'm not doing anymore. It's a bunch of haram shit.
Bir sürü haram şey. Artık yapmadığım.
It's a bunch of haram shit that I'm--I'm not doing anymore.
Sana haram ayında savaşmaktan soruyorlar.
They ask you of war in the holy month.
Yalana kulak verirler, haram yerler.
Listeners are they to falsehood, devourers of the forbidden.
Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün.
And wheresoever you people are, turn your faces(in prayer) in that direction.
düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün.
hastening toward sin and transgression and their devouring of the forbidden.
Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı.
Surely their very expulsion was unlawful for you.
Bu evde her şey haram!
Everything is unlawful at this home!
düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün.
hastening toward sin and transgression and their devouring of the forbidden.
düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün.
hastening toward sin and transgression and their devouring of the forbidden.
Onlar yalana kulak verirler, haram yerler.
Who listen to falsehood, and consume the unlawful.
Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler.
Listeners are they to falsehood, devourers of the forbidden.
Yalana kulak verirler, haram yerler.
They are listeners to lies and devourers of the unlawful.
Onlar yalana kulak verirler, haram yerler.
They are listeners to lies and devourers of the unlawful.
Domuz eti haram.
Pork is a sin.
Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler.
They are listeners to lies and devourers of the unlawful.
Results: 487, Time: 0.0585

Top dictionary queries

Turkish - English