FORBIDDEN in Turkish translation

[fə'bidn]
[fə'bidn]
yasak
illegal
ban
curfew
illicit
off-limits
verboten
taboo
exclusion
forbidden
allowed
haram
sacred
unlawful
forbid
prohibited
of what is illicit
kosher
profane
haram kılmıştır
has forbidden
yasakladı
to ban
forbid
to outlaw
prohibition
yasaklı
illegal
ban
curfew
illicit
off-limits
verboten
taboo
exclusion
forbidden
allowed
yasaklanmış
illegal
ban
curfew
illicit
off-limits
verboten
taboo
exclusion
forbidden
allowed
yasaktır
illegal
ban
curfew
illicit
off-limits
verboten
taboo
exclusion
forbidden
allowed
haram kıldı
has forbidden
yasaklıyorum
to ban
forbid
to outlaw
prohibition
haramdır
sacred
unlawful
forbid
prohibited
of what is illicit
kosher
profane
yasakladığını
to ban
forbid
to outlaw
prohibition
yasakla
to ban
forbid
to outlaw
prohibition

Examples of using Forbidden in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
By trying to preserve the forbidden books. Hundreds of scholars bravely resisted.
Yüzlerce alim yasaklı kitapları korumaya çalışarak cesurca direndi.
This is forbidden for anyone other than the officials to enter.
Yetkisi olmayan insanların buraya girmesi yasaktır.
Teal'c said the Goa'uld made this a forbidden planet ages ago.
Tealc, Goauldun bu gezegeni yıllar önce yasakladığını söyledi.
Without my permission. You are both forbidden to practice this.
Bu teknik üzerine benim iznim olmadan eğitim yapmanızı yasaklıyorum.
Then a comet appeared and crashed into the biggest star in the Purple Forbidden enclosure.
Ve Mor Yasaklı çevresindeki en büyük yıldıza çarptı. Sonra kuyruklu yıldız belirdi.
Entry forbidden to Women, Minors, Soldiers in Uniform… Animals and Indians.
Kadınlara, Küçüklere, Üniformalı Askerlere, Hayvanlara ve Yerlilere Giriş Yasaktır.
From now forbidden to see his sister.
Kardeşini görmeni artık yasaklıyorum.
They have closed internet cafes, forbidden television, and any satellite dishes.
Kapalı internet kafeleri, yasaklanmış televizyonları ve uydu çanakları vardır.
And crashed into the biggest star in the Purple Forbidden enclosure. Then a comet appeared.
Ve Mor Yasaklı çevresindeki en büyük yıldıza çarptı. Sonra kuyruklu yıldız belirdi.
Forbidden here!
Burada yasaktır.
You are forbidden, Denise, forbidden to interfere in this matter.
Yasaklıyorum, Denise. Bu meseleye karışmanı yasaklıyorum.
He says he's found something in your droid's forbidden memory bank.
Droidinizin yasaklanmış hafıza deposunda bir şey bulmuş.
With him was also buried a great quantity of the forbidden tana leaves.
Onunla birlikte ayrıca büyük miktarda yasaklı Tana yaprağı da gömüldü.
Are not allowed in the Forbidden City after dark. Men.
Karanlık inince erkeklerin Yasak Şehire girmesi yasaktır..
Non-Mos are forbidden in this facility!
Bu tesis Mo olmayanlara yasaktır!
The Forbidden Room.
YASAK ODA.
Forbidden Books.
YASAK KİTAPLAR.
I have done the one thing forbidden by the King.
Kralın yasakladığı tek şeyi yaptım.
Or does Your Reverence wish me to read books forbidden by the Holy Office?
Yoksa efendim, Kutsal Ofisin yasakladığı kitapları okumamı mı istiyor?
And performed an unholy ritual on accident? So you opened a forbidden cabinet?
Sana yasaklanan dolabı açıp… kazayla uğursuz bir ayin mi yaptığını söylüyorsun?
Results: 1532, Time: 0.0608

Top dictionary queries

English - Turkish