IDRAK in English translation

comprehend
idrak
anlamış
kavrayamazlar
bilir
fathom
kulaç
idrak
aklının
anlamadığım
understand
anlamak
anlayın
anlayış
anlarım
to grasp
kavramak
anlamaya
idrak
kavrayabilmek için
yakalamak
cognitive
bilişsel
kognitif
idrak
kavramsal
zihinsel
algısal
you realize
fark
anlıyorsun
farkettiğin
sizi şu an burada aradıklarının farkındasındır
comprehension
anlama
kavrama
anlayışımın
idrak

Examples of using Idrak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Birisi dibe vurduğunda onun intihar edebileceğini hala idrak edemiyorsunuz.
When someone is that down and out you still can't comprehend that they're actually gonna commit suicide.
Ama sen bunu idrak edemiyorsun.
But you can't understand that.
UCLAda idrak davranışçısı harika bir insan tanıyorum ve çok yardımcı olur.
I do know of an excellent cognitive behaviorist at UCLA who's been proven helpful.
Tek yapmamız gereken, öğrencilerin ne yaptıklarını idrak etmelerini sağlamak.
We simply need to find a way to help the students understand what they have done.
Eğer bu yolda devam ederseniz sonraki olacakları aklınız idrak edemez.
Your mind can't comprehend what comes next if you continue on this path.
Benden aldığın şeyin ne olduğunu idrak edemezsin.
You cannot comprehend what you took from me or why it was good.
Hakim neden yalan söylediğini idrak edecektir.
And the judge will understand why you lied.
Kontrol etmeye çalıştığın gücü idrak edemezsin.
You cannot comprehend the power you're trying to control.
Çok çabuk bir şekilde bunu idrak etmelisin.
You have to understand that. Very quickly.
O sıralar ölümün anlamını tam idrak edemediğimi hatırlıyorum.
And I remember not fully comprehending the meaning of death yet.
Mantıklı olamazlar… ya da yatıştırıcı ya da tamamen idrak edilebilir.
Or assuaged, or even fully comprehended. They can't be reasoned with.
Bütün bu idrak ve psikoloji sorunu beni sessiz bir çelişkide bıraktı.
All this perception and psychobabble has left me with quite a dilemma.
Çünkü duyularımızı idrak edebileceğimiz tüm ruh ondadır.
For it is all of the soul… that our senses can perceive.
Bunu idrak edebilirim.
I can grasp it.
Bunu idrak edebilmem çok uzun sürdü ama durum böyleydi.
It took me a long time to understand that, but… That's what it was.
Bunu idrak edip yemin ediyor musunuz?
Do you understand and swear to this?
Tam olarak idrak edemiyorsun ama doğru olduğunu da biliyorsun.
You can't fathom it quite, but you know it's true.
Bana olanları idrak edemedim… Nate bu hale sokan kişiydi.
I couldn't process what was happening to me… and that Nate was the one doing it.
Sana söylediklerimi idrak ediyor musun, Chuck?
You savvy what I'm saying to you, Chuck?
Evrende idrak edemediğimiz güçler vardır.
There are forces in the universe that we don't understand.
Results: 181, Time: 0.0459

Top dictionary queries

Turkish - English