FATHOM in Turkish translation

['fæðəm]
['fæðəm]
kulaç
fathom
strokes
paddling
idrak
comprehend
fathom
understand
to grasp
cognitive
you realize
comprehension
aklının
mental
mind
psychiatric
wisdom
sense
head
intellect
psych
think
intelligence
anlamadığım
to understand
to know
to see
to figure out
to tell
to realize
to get
to comprehend
to grasp
to fathom

Examples of using Fathom in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And you will do all of this… because you cannot fathom living any other life.
Tüm bunları yapacaksınız çünkü başka bir hayat yaşamayı hayal dahi edemezsiniz.
I have a country to protect, and I have lost more than you could fathom.
Korumam gereken bir ülkem var ve sizin anlayabildiğinizden daha fazlasını kaybettim.
I can't fathom how far you will go or do.
Ne kadar ileri gideceğini, neler yapabileceğini tahmin edemem.
He's taking a shortcut across this bank, and thinking I'm going to get scared… Yes, sir…- Six fathom. and swing her off.
Altı kulaç. dolanacağımı sanıyor. Evet efendim… bu sığIıklardan geçip yolu kısaltıyor ve korkup etrafından.
die more painfully and slowly than you can fathom.
herhangi birine söylersen idrak edebileceğinden çok daha acı verici ve yavaş şekilde ölmeni sağlarım.
Yes, sir… he's taking a shortcut across this bank, and thinking I'm going to get scared…- Six fathom.
Altı kulaç. dolanacağımı sanıyor. Evet efendim… bu sığIıklardan geçip yolu kısaltıyor ve korkup etrafından.
die more painfully and slowly than you can fathom.
herhangi birisine bahsedersen aklının alamayacağı kadar acı verici ve yavaş şekilde ölmeni sağlarım.
Six fathom. he's taking a shortcut across this bank,
Altı kulaç. dolanacağımı sanıyor. Evet efendim… bu
That he can't fathom what he did to me, Basically that he's changed a lot.
Anlamını idrak edemeyecek kadar çok değişmiş. Temel olarak, bana yaptıklarının.
die more painfully and slowly than you can fathom.
herhangi birine anlatırsan aklının alamayacağı kadar acı verici ve yavaş şekilde ölmeni sağlarım.
Yes, sir… he's taking a shortcut across this bank, and thinking I'm going to get scared… and swing her off.- Six fathom.
Altı kulaç. dolanacağımı sanıyor. Evet efendim… bu sığIıklardan geçip yolu kısaltıyor ve korkup etrafından.
What I couldn't fathom is with that cute little Brazilian number. why he's not relaxing on a beach somewhere?
Anlamadığım şey ise… kaldırdığı o şirin Brezilyalı hatun ile niye bir yerlerde plajda rahatına bakmıyor?
If you look at it another way it's proof there are creatures in this world that the human intellect cannot fathom.
Başka bir açıdan bakacak olursan bu dünyada insan zekasının idrak edemeyeceği varlıklar olduğunun da ispatı.
The men who wrote that law couldn't even fathom that a bachelor- No. choosing to take care of a parent at home might exist.
Bu kanunu yazan erkekler bir bekarın ailesine evde bakmasının… mümkün olabileceğini idrak bile edemediler.- Hayır.
The men who wrote that law couldn't even fathom- No.
Bu kanunu yazan erkekler bir bekarın ailesine evde bakmasının… mümkün olabileceğini idrak bile edemediler.- Hayır.
Choosing to take care of a parent at home might exist. The men who wrote that law couldn't even fathom that a bachelor- No.
Bu kanunu yazan erkekler bir bekarın ailesine evde bakmasının… mümkün olabileceğini idrak bile edemediler.- Hayır.
No.- The men who wrote that law couldn't even fathom.
Bu kanunu yazan erkekler bir bekarın ailesine evde bakmasının… mümkün olabileceğini idrak bile edemediler.- Hayır.
Such as yourself who cannot fathom Words made up by small frightened men the chaos and the darkness of a truly almighty being.
Sizin gibi, gerçekten yüce bir varlığın… karmaşa ve karanlığını anlamaktan aciz insanlar… tarafından uydurulmuş sözcükler.
Because while I knew you once, called you friends once, I cannot fathom how those people I knew turned into you.
Çünkü sizi bir kere tanıdım mı, size dostum dedim mi tanıdığım o insanların nasıl size dönüştüğünü bir türlü kavrayamıyorum.
a story that you could never fully fathom, not only their own story,
asla tam olarak idrak edemeyeceğiniz bir hikaye, sadece kendi hikayeleri
Results: 52, Time: 0.044

Top dictionary queries

English - Turkish