IFTIRA in English translation

slander
iftira
karalama
libel
iftira
hakaret
karalama
yatap
defame
iftira
lekelemek için
defamation
hakaret
iftira
karalama
to fabricate
imal etmek
iftira
uydurdukları
sahte
10,59
slanderous
iftira niteliğinde
karalayıcı
invent
icat
uyduranlar
yaratmak
bul
keşfetmek
uydurup iftira
forge
demirhane
ocak
sahte
taklit
uyduranlar
demirci
calumny
iftira
libelous
iftira
sorgulayacak durumda değilsiniz söyledikleriniz oldukça karalayıcı

Examples of using Iftira in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bulgar yetkililer iftira davasını kötü niyetli olarak nitelendirdiler.
Bulgarian officials have described the slander trial case as cynical.
Bir daha öyle söylersen iftira davası ile sana çakarım.
And if you say it again, I'm gonna slap you with a slander suit.
Siz insanlar bana iftira atmaktan bıkmadınız mı?
You of all people dare hurl such accusations at me?
Yalan beyan ve iftira iki seneden başlar.
For slander and perjury, the minimum's two years.
Lanagin iftira riskinde doğru söylüyor.
Lanagin is correct in saying we run the risk of libel.
Bu iftira ve kabul edilemez.
That is slander and inadmissible.
Yeminle, iftira, diyor.
He swears he was framed.
Ve iftira için kullandıkları şeyler, onları bırakıp kayboldu.
And lost from them will be what they used to invent.
Allaha iftira eden ya da Onun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir!
Who are more unjust than those who invent falsehoods against God and reject His revelations?
Babanın iftira atıp hapse gönderdiği adam.
The man your father framed and sent to prison.
Iftira davasını kaybettik… Tilford adlı kadına açtığımız.
How we lost a suit for slander against a woman named Tilford.
Beni yetişkinlerin önünde iftira iznin yok!
You're not allowed to slander me in front of the grown-ups!
Bu iftira!
This is slander!
Başkan, sonuçlara iftira atıp sıçıp batırmada yalnız değildi.
The President is not alone in besmirching and be-shitting the result.
Hiç iftira olmayacak.
There will be no accusations.
Bu iftira, Artemisia!
This is slander, Artemisia!
Bu iftira.
That's slander.
Bu iftira.
This is slanderous.
Söylediği her şey iftira.
Everything he's saying is slander.
Bu karalama. Bu iftira.
It's defamation. it's slander.
Results: 220, Time: 0.0467

Top dictionary queries

Turkish - English