ILERLEDILER in English translation

advanced
avans
ileri
önceden
öncü
ilerleyin
peşin
ilerle
gelişmiş
far
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
they moved off

Examples of using Ilerlediler in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ve bu onları son görüşümüzdü. Ve sonra ağaçların içine doğru ilerlediler.
And that's the last we saw of them. And then they moved off into the trees.
Macar kuvvetleri, Wehrmacht ile birlikte omuz omuza çarpışarak, Ukrayna üzerinden, Rusyanın içlerine, Stalingrada kadar ilerlediler.
Hungarian forces fought shoulder to shoulder with the Wehrmacht and advanced through the Ukrainian SSR deep into Russia, all the way to Stalingrad.
Sovyet birlikleri bir günde 30 km. ilerlediler ve Yelnyanın dış mahallelerine ulaştılar.
In one day, its troops advanced 30 km(19 mi) and reached the outskirts of Yelnya.
Her düellodan yarışmacı veya yarışmacılar, daha yüksek puanla yarışmanın bir sonraki aşamasına ilerlediler.
From each duel the contestant or contestants with the higher score advanced to the next stage of the competition.
Taarruzun birinci gününde kullanılabilir tüm unsurlarla( topçu, muhabere elemanları ve istihkamcılar) savaşa giren Sovyet birlikleri sadece 4 km. ilerlediler.
On the first day, the Soviet troops advanced only 4 kilometers(2.5 mi), with all available troops(including artillery, communications men and engineers) committed to battle.
Almanlar, Fransızların, bu taktiği engelleyeceğini düşündükleri ağaçları devirerek ormanda hızla ilerlediler.
The Germans quickly advanced through the forest, knocking down the trees the French thought would impede this tactic.
Almanlar yedi gün içinde 320 kilometre ilerlediler. 20 Mayısta İngiliz Kanalına ulaşmışlardı.
The Germans had advanced three hundred kilometers in seven days, e in 20 of May had arrived to the Channel.
diğer güçler bölgede ilerlediler ve on dokuzuncu yüzyılın sonunda Orta Asyanın büyük bölümüne hükmettiler.
other powers expanded into the region and had captured the bulk of Central Asia by the end of the 19th century.
Dişlerimi söktüler tümüyle kestiler. ve damağımdan ilerlediler. Sonra yüzümün o kısmını neredeyse kulağıma tutturup.
And went through the roof of my mouth. Then they pinned the f/ap of my face almost to my ear took my teeth out.
Dört yolcu aç ve tükenmiş durumdaydı, lâkin ilerlediler, kendilerini en korkunç tehlikeye götürmeye son derece kararlılardı.
The four travelers were starved and exhausted, but they pushed on, compulsively determined to bring themselves to the most hideous danger of all.
Ve ey alimler, duydunuz mu İslamın ve Müslümanların düşmanları Şam topraklarında ne kadar ilerlediler.
And now O scholars you have seen or you have heard how far they have gone, the enemies of Islam& the Muslims in the land of Sham.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler. Bizim deyimimizle yükselen ekonomi haline geldiler.
And the most successful of the developing countries, they have moved on, you know, and they have become emerging economies, we call them.
Müslümanlar batı Trablusgarpı istila ederek Bizans eyaleti Byzacenanın kuzey sınırına kadar ilerlediler.
The Muslims moved through western Tripolitania and advanced up to the northern boundary of the Byzantine province of Byzacena.
Tereddüt ettiler, iç çektiler, titrediler ve sızlandılar ama son düğme olan 450 volta ilerlediler.
They hesitate, sigh, tremble and groan, but they advance to the last switch, 450 volts.
Ocağında, o anda basılmış ve ciltlenmiş olan Putların Alacakaranlığının planlanmış bir yayımıyla ilerlediler.
In January 1889, they proceeded with the planned release of Twilight of the Idols, by that time already printed and bound.
Yerine tüm takım ortaklaşa paylaşılan bir zihinsel model yarattı böylelikle fikir birliğine vardılar ve ilerlediler.
But instead the entire team creates a shared mental model that they can all agree on and move forward on.
bana benzer… Zamanla geliştiler… onlar evrimleştiler yani ilerlediler, onlar kendilerini nasıl enerjiye dönüştüreceklerini buldular.
over time, evolved, and they became so advanced that they figured out how to turn themselves into energy,
Herakleiosun tahta çıktığı zamanlar, Persler, Fıratın doğusundaki ve Ermenistandaki tüm Roma kentlerini fethedip, generalleri Şahinin Caesareayı aldığı Kapadokyaya doğru ilerlediler.
by the time of Heraclius' accession the Persians had conquered all Roman cities east of the Euphrates and in Armenia before moving on to Cappadocia, where their general Shahin took Caesarea.
Ancak, 580de Avar Hanı, I. Bayan, adamları ile birlikte Sava nehrinin sağ kıyısına Sirmiumun karşısına ilerlediler ve geçmek için bir köprü inşa etmeye başladılar.
In 580, however, the Avar khagan, Bayan I, marched with his men to the right bank of the Sava river across from Sirmium, and began construction of a bridge to cross it.
Milliyetçiler İngiliz Taburu( İngiliz ve İrlandalı), Dimitrov Taburu( Balkan milletlerinden gönüllüler) 6 Février Taburu( Belçikalı ve Fransız) Kanadalı Mackenzie Papincau Taburu ve Abraham Lincoln Taburu( Amerikalılar) ile oluşturulan XV. Tugayın elinde bulunan küçük bir kasaba olan Ciempozuelosda hızla ilerlediler.
The Nationalists quickly advanced on the little town Ciempozuelos, held by the XV International Brigade, which was composed of the British Battalion(British Commonwealth and Irish), the Dimitrov Battalion(miscellaneous Balkan nationalities), the 6 Février Battalion(Belgians and French), the Canadian Mackenzie-Papineau Battalion and the Abraham Lincoln Brigade Americans.
Results: 51, Time: 0.0317

Top dictionary queries

Turkish - English