Examples of using Nimet in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Doğa bize bir nimet sundu.
Bunun insanlığa bir nimet olması gerekiyordu.
Artık iman edip yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
Kim bilir Aylam da… Çok şey yaşamış Nimet.
Evet, tüm şehir için bir nimet olması gerekiyordu.
Bu kız adını mı unuttu Nimet?
çiçekler ve nimet cennetleri.
Ne var Nimet?
çiçekler ve nimet cennetleri.
Ne oldu, Nimet?
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Sana Nimet, O Ev sahibi.
Birçok nimet, arkadaşım.
Tanrı sana pek çok nimet verdi.
Ne yana bakarsan bak,( yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.
Size ulaşan her nimet Allahtandır.
Size gelen her nimet Allahtandır.
Bu nimet, Allahtandır. Bilen olarak Allah yeter.
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Bu nimet, Allahtandır. Bilen olarak Allah yeter!
