PRATIK in English translation

practical
pratik
eşek
becerikli
objektif
kullanışlı
uygulamalı
gerçekçi
mantıklı
uygulanabilir
tatbikî
practice
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi
practise
pratik
antrenman
çalış
uygulama
antreman
provasında
alıştırması
alıştırma yapmam
handy
becerikli
pratik
kullanışlı
el altında
işe yarar
işe yarıyor
elinde
faydalı
pragmatic
pragmatik
faydacı
pratik
of practicality
pratik
hands-on
uygulamalı
pratik
aktif
ellerimizle
elle
practicing
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi
practising
pratik
antrenman
çalış
uygulama
antreman
provasında
alıştırması
alıştırma yapmam
practices
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi

Examples of using Pratik in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kurtlara gösteriş olsun diye seninle pratik yapacağım.
I will practise with you. Showing off to the wolves.
Katıldığım yarışma için pratik yapıyordum, kardeşim.
Well bro I was practising for the competition I'm participating in.
Ihtimaline karşın pratik yapıyordum. Fikrinizi değiştirmeniz.
In case you guys Change your mind. I was just Practicing.
Ben ona'' pratik kalem'' diyorum.
I call him"handy Pen The author has spoken.
Pratik, meditasyon yapıyor ve Japonca konuşuyor.
Practices meditation and speaks Japanese.
Dieppenli. Hem biraz Fransızca pratik yaparsınız.
Dieppenese- and practise some of your French.
Pratik yapmaktan nefret ediyorum.
Improvised jazz. I hate practising.
Pratik yaptığın tek kişi benim unuttun mu?
Practicing on, remember? I'm the one you have been?
Ben ona'' pratik kalem'' diyorum.
I call him"handy Pen.
Biraz daha pratik yapabilirim.
I could practise just a little more.
Oyunlar arasında ve pratik, kamplar.
Between games and practices, camps.
Pratik yapıyordum Sharon.
Just practising, Sharon.
beraber çok pratik yapmıştık.
so I did a lot of practicing with her.
Eh, bu pratik olacak.
Well, that will be handy.
Hadi gel piyanoda pratik yapalım.
Come on, let's practise the piano.
Halk içinde yaşayan pek çok tasavvufi pratik de bu tanımın içine girdi.
And a lot of sufistic practices… that lives among people fall in that definition.
Evet, ama pratik yapanlardan değil.
Yes. But not a practising one.
Köfteleri burnumla karşıya itmek için pratik yapıyordum.
I have been practicing nudging the meatball across the table with my nose.
Bütün yaptığınız bu muydu, Pratik Andy?
Is that all you did, handy Andy?
Emekli olup, Suffolkda marul yetiştirebiliriz ve pratik yapabilirsin.
We can retire and grow lettuce in Suffolk and you can practise.
Results: 1646, Time: 0.036

Top dictionary queries

Turkish - English