SADE in English translation

plain
sade
düz
apaçık
açık
basit
yalın
sıradan
net
ovası
önünde
black
siyah
kara
zenci
sade
karanlık
koyu
simple
basit
kolay
sade
sıradan
yalın
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni
sade
beğenmiştim sade
sadei
pure
saf
temiz
tamamen
halis
safkan
safi
salt
sade
soyut
katıksız
modest
mütevazı
mütevazi
alçakgönüllü
sade
alçak gönüllü
gösterişsiz
ılımlı
edepli
austere
sade
sert
çetin
ağırbaşlı
katı
homely
çirkin
sade
ev
gösterişsiz
basit
tipsiz
sıcak
rustic
rustik
sade
kırsal
köylü
basit
kaba
rüstik
taşralı

Examples of using Sade in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çok sade, küçük bir şey olacak.
It's very low-key. You know, small.
O kadar sade ki onunla devam edemedim.
So pure I can't keep up with him.
Bence çocukların bugün daha sade bir şeyler yemeye ihtiyaçları var.
I think the children will be requiring something a little more… austere today.
Sade insanlar da cezbedilmek ister.
Modest people want to be stimulated, too.
Yani ben, Pam le çok sade bir şey yaptım. Evet?
Yeah? I mean, with Pam, my whole thing was just.
Kimsiniz? Ben Sade, Sade, şişko yaşlı Sade, tatlım?
It's Sade, just old, fat Sade, honey. Who is it?
Sade insanlar, sanırım.
Literal people, I gues.
Çok sade olduğunu duydum.
I hear she's quite homely.
Çok sade, çok güzel.
It's rustic, it's lovely.
Yani? O sade tahmin olacaktır ve ben hiç yapmak istemiyorum.
And I'm having none of it. Well, that would be pure speculation.
Öyle sade ki, hatırlamıyorum bile.
So low-key I don't even remember it.
Gördüğün gibi, bu sade dispanserimizde hızlı bir başlangıç yaptık.
With our modest dispensary. As you can see, we have made a flying start here.
Çok sade bir yerin varmış.
Very austere place you have.
Aynı bunu gibi sade kırmızı bir elbisesi vardı… hatırladınmı?
Remember, she had on a dress just like this… only in red?
Sade ve sonsuz olasılıklı.
Simplicity. And endless possibility.
Yine de sade görünmüyor mu?
Doesn't he look rustic though?
Hayır, ben sade ve sessiz kız istiyorum!
No, I want a homely and silent girl!
Sade insanlar, sanırım.
Literal people, I guess.
O sade tahmin olacaktır ve ben hiç yapmak istemiyorum.
That would be pure speculation, and I'm having none of it.
Kevinın sade düğün yemeği için çok fazla.
So much for Kevin's wedding dinner being low-key.
Results: 1657, Time: 0.0571

Top dictionary queries

Turkish - English