Examples of using Vahim in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Babamın vahim durumlarda hep söylediği bir şey vardı.
Vahim bir kusuru var. Ama.
Hayır, o kadar vahim değil.
Bombardımandan bu yana kimse Crusoeyu görmemişti o vahim geceye kadar.
Duyduklarımdan anladığım kadarıyla Savcı Jo birkaç vahim yanılgıya düşmüş.
Townsend, vahim bir hata yapıyorsunuz.
Vahim, tehlikeli olanlardan.
Vahim bir akıbet mi? O halde burada size parmak ısırtacak çok şey var.
Riskli, vahim, tehditkar.
Bunch, durum o kadar vahim değil.
Şüphesiz ki böylesine büyük bir efsane için vahim bir gazetecilik zaafı vardı.
Böylece kalbini görmezden gelerek o vahim hükmü imzalayıp şövalyeleri yasakladı.
Lordlarım, birçok kaynaktan Boulogneda vahim olaylar yaşandığını duydum.
Townsend, vahim bir hata yapıyorsunuz.
Ekonominin vahim durumu da cabası.
Bu çok vahim!
Durum çok vahim.
Ama türümüz için çok vahim zamanlar yaşıyoruz.
Kendini düzenleyen ekosistem teorisindeki vahim hata açığa çıkarılmıştı.
Sanık, 17 Şubatın o vahim gecesinde korkuyla ayıldı.