Examples of using Yetkin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Artık burayı yönetmeye yetkin yok. Hayır.
Aslına bakarsan, bu ameliyat için benden daha yetkin.
Ancak o sıklıkla bunu sürdürdü oğulların yetkin yaşa gelip babanın reddedilmesi.
Emily Burton olan biteni anlamada daha yetkin.
Bu yetkin bir kulak.
Buna yetkin var mı?
Umarım beni sorgulamak için yetkin vardır. Bayım?
Mülakat yaptıkları en yetkin kişi açık ara benim.
Burada yetkin yok, Sean.
inanma bu okulda başka yetkin öğretmenler de var.
Yetkin iki yıldız eksik kalır. Şimdi anlatacaklarımı öğrenmek için Amiral.
Umarım beni sorgulamak için yetkin vardır. Bayım?
Mülakat yaptıkları en yetkin kişi açık ara benim.
Olivia burada olmaya yetkin yok.
her yönden daha yetkin.
Evet. Bu yetkin bir kulak.
Lanet olsun Nadia, bana izin verme yetkin var.
Şahit cevap vermeye yetkin değildir.
Fakat benim emrim olmadan bundan öte bir şey yapmaya yetkin yok.
her yönden daha yetkin.