YETKIN in English translation

competent
yetkin
becerikli
yeterli
yetkili
ehil
yetenekli
kadirdir
işinin ehli
gücü yeter
gücü yetendir
authority
otorite
yetki
delil
capable
becerikli
yapabilecek
muktedir
kadir
yapabilir
yetkin
yatkın
yetenekli
kabiliyetli
kapasitede
clearance
yetki
izni
izin
geçiş
erişiminizi
tasfiye
giriş
qualified
yeterli
hak
kalifiye
nitelendirilir
yetkin
perfect
mükemmel
harika
tam
muhteşem
uygun
ideal
müthiş
kusursuz
has
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman
authorized
yetki
izin
onay
verildi
onayla
bir otorizasyon
an offshoot
is a competency

Examples of using Yetkin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Artık burayı yönetmeye yetkin yok. Hayır.
No. You are no longer qualified to run this place.
Aslına bakarsan, bu ameliyat için benden daha yetkin.
More capable than I am for this surgery, as a matter of fact.
Ancak o sıklıkla bunu sürdürdü oğulların yetkin yaşa gelip babanın reddedilmesi.
That, sons at perfect age and fathers declined.
Emily Burton olan biteni anlamada daha yetkin.
Emily Burton has a better sense of what's going on.
Bu yetkin bir kulak.
This is a competency hearing.
Buna yetkin var mı?
Do you have clearance for this?
Umarım beni sorgulamak için yetkin vardır. Bayım?
I hope you have the authority to ask. Sir?
Mülakat yaptıkları en yetkin kişi açık ara benim.
They're interviewing. I am by far the most qualified person.
Burada yetkin yok, Sean.
You're not authorized, Sean.
inanma bu okulda başka yetkin öğretmenler de var.
There are other capable teachers in this school.
Yetkin iki yıldız eksik kalır. Şimdi anlatacaklarımı öğrenmek için Amiral.
You're about two stars short of clearance Admiral.
Umarım beni sorgulamak için yetkin vardır. Bayım?
Sir? Well, I hope you have the authority to ask?
Mülakat yaptıkları en yetkin kişi açık ara benim.
I am by far the most qualified person they're interviewing.
Olivia burada olmaya yetkin yok.
Olivia, you are not authorized to be here.
her yönden daha yetkin.
more capable in every way.
Evet. Bu yetkin bir kulak.
Yes. This is a competency hearing.
Lanet olsun Nadia, bana izin verme yetkin var.
Dammit, Nadia, you have the authority to let me do this.
Şahit cevap vermeye yetkin değildir.
He is not qualified to answer.
Fakat benim emrim olmadan bundan öte bir şey yapmaya yetkin yok.
But you're not authorized to do anything without my order.
her yönden daha yetkin.
more capable in every way. Shit.
Results: 306, Time: 0.0534

Top dictionary queries

Turkish - English