A PHARAOH in Turkish translation

[ə 'feərəʊ]
[ə 'feərəʊ]
bir firavunla
pharaoh

Examples of using A pharaoh in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Had lots of stuff in it, but it wasn't a pharaoh.
İçinde bir sürü şey vardı, ancak firavuna ait değildi.
To show she was a Pharaoh, she was portrayed dressed as a Pharaoh, including the symbolic beard.
Bir firavun olduğunu göstermek için, firavun gibi giyindi. Ve buna sembolik bir sakal dahil.
A Pharaoh who risks his own blood, who… Who inspires by his very presence, cannot be separated from his people.
Kendi kanını riske atan, kendi öz varlığından ilham alan bir Firavun, halkından koparılamaz.
A pharaoh had a rose painted purple for his queen.
Firavunun biri, kraliçesi için bir gülü mora boyatmış…
And now the story says purple roses grow wild at her tomb. A pharaoh had a rose painted purple for his queen.
Firavunun biri, kraliçesi için bir gülü mora boyatmış… ve efsaneye göre şimdi mezarında mor güller bitiyormuş.
Purple roses grow wild at her tomb. A Pharaoh had a rose painted purple for his queen and now the story says.
Firavunun biri, kraliçesi için bir gülü mora boyatmış… ve efsaneye göre şimdi mezarında mor güller bitiyormuş.
Usually, a sarcophagus depicts a pharaoh or some other important personage an Egyptian God of the dead. carved on the surface, but this depicts an Anubis.
Genelde lahit yüzeyinde firavun ya da başka… önemli bir şahsın tasviri yer alır.
Usually, a sarcophagus depicts a pharaoh or some other important personage carved on the surface,
Genelde lahit yüzeyinde firavun ya da başka bir önemli şahsın tasviri yapılır.
He hoped his dig would uncover a tomb like this one- the tomb of a pharaoh named Ramses Vl who ruled long after King Tut.
Kazısının mezarı ortaya çıkaracağını umuyordu bunun gibi- Kral Tuttan sonra uzun süre hüküm süren Ramses VI adlı firavunun mezarı.
And by the Pharaoh's law, you can marry only a Pharaoh. I could… you are the throne princess.
Ancak bir Firavunla evlenirsin. Sen veliaht prensessin ve firavunun yasalarına göre.
we see the security forces making it safe for Jamal Al Fayeed coming to greet you like a pharaoh.
güvenliğin burayı Jamal Al Fayeed için güvenli hale getirdiğini göreceksiniz. Sizi bir firavun gibi karşılamaya geliyor.
it's called Al Khazneh, which means treasure box, after a Bedouin legend that a Pharaoh hid an urn of treasure there.
Al Khazneh ismi verilmiş. bu isim bir Bedevi efsanesi'' Firavunun buraya bir küp hazine sakladığı.
Or like a pharaoh.
Veya bir firavuna.
What's a pharaoh?
Firavun ne demek?
Tighter than a pharaoh's tomb!
Firavunun mezarından daha sıkı!
So he's a pharaoh- like a pharaoh.
Firavun… Tıpkı eski Firavun gibi.
Opening a pharaoh's tomb is sacrilege.
Bir firavunun mezarını açmak kutsallığa saygısızlıktır.
Opening a pharaoh's tomb is sacrilege.
Firavun tabutu açmak dine saygısızlıktır.
Princess Amanphur… was a Pharaoh's whore!
Prenses Amanphur… Bir Firavunun fahişe oldu!
You were a pharaoh once, a good guy.
Bir zamanlar firavundun, iyi bir adamdın.
Results: 6469, Time: 0.038

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish