A SIEGE in Turkish translation

[ə siːdʒ]
[ə siːdʒ]
kuşatma
to surround
flank
to besiege
kuşatmaya
to surround
flank
to besiege
kuşatmanın
to surround
flank
to besiege
kuşatmalar
to surround
flank
to besiege

Examples of using A siege in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You must raise the city and arm the Tower for a siege.
Şehri uyarıp, kuleyi kuşatmaya karşı silahlandırmalısın.
Riverrun can withstand a siege for a year.
Nehirova bir yıl boyunca kuşatmaya dayanabilir.
Nebuchadnezzar began a siege of Jerusalem in January 589 BC.
Nebukadnezar MÖ 589da Kudüsü kuşatmaya başladı.
Nebuchadnezzar began a siege of Jerusalem in December 589 BC.
Nebukadnezar MÖ 589da Kudüsü kuşatmaya başladı.
And left with Starfleet. Perhaps they knew the station couldn't withstand a siege.
Bildikleri için Yıldız Filosuyla birlikte ayrıldılar. Belki de istasyonun kuşatmaya dayanamayacağını….
Then we can withstand a siege.
O zaman kuşatmaya dayanabiliriz.
Do you know what happens to people who escape a siege?
Kuşatmadan kaçan insanlara ne olur, biliyor musun?
I can survive a siege.
Kuşatmadan sağ çıkabilirim.
Our castle's strength will laugh a siege to scorn.
Şatomuzun gücü sizin kuşatmanıza gülüp geçiyor.
Our castle's strength will laugh a siege to scorn.
Kalemiz yeterince güçlü gülecek kadar kuşatmalarına.
With our food stocks dwindling, Rahl knew we couldn't repel a siege.
Yiyecek stoğumuz azaldığı için Rahl kuşatmayı geri püskürtemeyeceğimizi biliyordu.
The thieves, they love a siege.
Hırsızlar da kuşatmalara bayılır.
Acrisius led a siege on Olympus.
Acrisius, Olimposu kuşattı.
We can't withstand a siege, Rome wasn't built as a fortress.
Bir kuşatmaya karşı koyamayız Roma bir kale olarak inşa edilmedi.
We can't resist a siege for long.
Uzun bir kuşatmaya karşı koyamayız.
One cannot maintain a siege with the enemy behind.
Düşman arkada iken, bir kuşatmayı sağlamak olası değildir.
Riverrun can withstand a siege for a year.
Nehirova bir kuşatmaya bir yıl boyunca dayanabilir.
Looks like a siege, my lady.
Bir kusatma gibi duruyor leydim.
Cannot sustain a siege.
Bir kuşatmayı muhafaza edemez.
Sent me with an army to the Riverlands and a siege that could last months.
Beni aylarca sürebilecek bir kuşatma için… orduyla Nehir Topraklarına gönderiyor.
Results: 147, Time: 0.0466

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish