A VERY BAD in Turkish translation

[ə 'veri bæd]
[ə 'veri bæd]
çok kötü
too bad
very bad
really bad
terrible
so bad
is bad
pretty bad
awful
very badly
badly
çok kötüydü
was terrible
was awful
too bad
was so bad
really bad
very bad
was horrible
so awful
pretty bad
was lame
çok yaramaz
very naughty
very bad
's so naughty
so cheeky
terribly naughty
is very mischievous
been a naughty , naughty
's really naughty
a very nasty
çok fena
so bad
too bad
pretty bad
really bad
real bad
's too bad
terrible
so badly
terribly
very bad
çok vahim
's so mean
a very bad
desperate
very grave
to be a very dire

Examples of using A very bad in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Well, it's either a very good or a very bad sign.
Ya çok iyiye ya da çok kötüye işaret.
Makes for a very bad impression.
İlk intiba için oldukça kötü.
She's in a very bad mood today.
Bugün morali çok bozuk.
Peabody will be happy in helping but come at a very bad time.
Peabody, sana yardım etmeyi çok isterim ama çok yanlış zamanda geldin.
Which is a very bad sign for a banker.
Banker olacak biri için epey kötü.
King Zog is alive, but in a very bad way.
Kral Zog hayatta ama çok kötü durumda.
If the deal with the Manchester Cotton Company does not go through… we're facing a very bad situation, Papa.
Manchester Tekstil Şirketiyle anlaşma yapamazsak… çok kötü bir durumla karşı karşıya kalırız baba.
I have to talk to our, uh, interview producer to tell him that, uh, this was a very bad choice.
Program yapımcımızla, ııı, bunun çok kötü bir seçim olduğunu açıklamak için, ııı, konuşmalıyım.
But nobody should be treated like that. So, I-I just wanted to see the kid and-and I-I know he did a very bad thing.
Çocuğu görmek istedim… biliyorum yaptığı şey çok kötüydü… ama kimseye öyle davranılmamalı.
I broke the rules when I brought him into our lives… and I realize now that that was a very bad idea.
Onu hayatımıza sokarak kuralları çiğnedim. Bunun çok kötü bir fikir olduğunu yeni fark ediyorum.
Theodore comes down with a very bad case of laryngitis
Theodore laranjitten çok fena yatağa düşer
But nobody should be treated like that. and-and I-I know he did a very bad thing, So, I-I just wanted to see the kid.
Çocuğu görmek istedim… biliyorum yaptığı şey çok kötüydü… ama kimseye öyle davranılmamalı.
Didn't he wind up all by himself… crying his eyes out… in some place with a very bad climate?
Ağlamaktan gözleri mi köreldi… çok kötü iklimi olan bir yerde?
I-I just wanted to see the kid and-and I-I know he did a very bad thing, but nobody should be treated like that.
Çocuğu görmek istedim… biliyorum yaptığı şey çok kötüydü… ama kimseye öyle davranılmamalı.
You have to stay current on those closest to you. I have a very bad friend that does very bad things,
Benim çok kötü şeyler yapan kötü bir arkadaşım var ve… eğer böyle bir durumdaysan…
Luka had a very bad night last night,
Luka dün çok kötü bir gece geçirmiş
There is a very bad place in waiting for her
Onu ve arkadaşlarını çok kötü bir yer bekliyor
And I, also, would like to admit that leaving my son in the care of my mom due to high levels of stress in my baseball career was also a very bad thing.
Ve ben de beyzbol kariyerimde fazla stres yaşadığım için oğlumu anneme baksın diye bırakmamın çok kötü bir şey olduğunu itiraf etmek istiyorum.
Do you mind my saying, as an old friend, I think it a very bad idea, John?
Eski bir dostun olarak dediğime değer veriyorsan eğer, bence bu çok kötü bir fikir, John?
in fact, in a very bad way.
aslında, çok kötü yöntemlerle.
Results: 386, Time: 0.0924

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish