ADVERSITY in Turkish translation

[əd'v3ːsiti]
[əd'v3ːsiti]
sıkıntı
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
bir zarar
harm
hurt
damage
adversity
affliction
do
zorluk
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
darlık
hardship
adversity
bir kötülük
evil
harm
wrong
bad
commit an indecency
a misfortune
ill
an ill-deed
mischief
commit an immorality
zorluklar
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
zorlukların
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
sıkıntıya
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
sıkıntının
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
sıkıntılarla
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
zorluklarla
hard
difficult
tough
rough
hardly
have
barely
tricky
challenging
complicated
darlıkta
hardship
adversity

Examples of using Adversity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Always facing adversity with a smile and a cynical remark.
Sıkıntılara her zaman bir gülümsemeyle ve alaycı bir yorumla yaklaşırdı.
You will find nothing on Earth but adversity.
Dünyada sıkıntıdan başka bir şey bulamayacaksın.
Adversity has never stopped you before.
Sıkıntılar seni daha önce asla durdurmadı.
No such thing as too prepared for adversity, my friends.
Zorluklara yeterince hazırlıklı olmak diye bir şey yok arkadaşlar.
Sure, it means, um, facing adversity with courage and strength.
Tabii. Zorluklara karşı, cesaret ve güçle durmak demek.
Adversity is the stone on which I sharpen my blade"?
Sıkıntılar benim bıçağım için bileği taşıdır?
I have that in me that can convert poverty to riches, adversity to prosperity.
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.
The adversity you overcame together?
Birlikte aştığınız zorlukları mı?
Yes, together against adversity.
Evet, evet, evet, zorluğa karşı birlik.
In prosperity and adversity.
Refahta ve zorlukta.
Prosperity and adversity.
Refahta ve zorlukta.
See, I-I find that all adversity opens the past.
Gördüğünüz gibi, bütün bu sıkıntıların geçmişi deştiğini düşünüyorum.
It's a company where adversity is overcome.
Zorlukların, sıkıntıların üstesinden gelinen bir şirket.
Come on,"overcoming adversity"!
Hadi,'' güçlüklerin üstesinden gelmek''!
When some adversity touches the human being, he prays to his Lord, repenting to Him.
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder.
Face adversity with courage.
Güçlüklerle cesaretle yüzleş.
Adversity into triumph.
Felaketi zafere.
Lord' they will reply,'adversity prevailed over us and we were erring.
Rabbimiz, dediler, bahtsızlığımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk.
Then when adversity touches you, to Him you cry for help.
Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yalnız Ona yalvarırsınız.
The flower that blooms in adversity is the most rare and beautiful of all.
Tüm çiçeklerin en az bulunanı Zorluk içinde açan çiçek.
Results: 151, Time: 0.0734

Top dictionary queries

English - Turkish