AGGRAVATED in Turkish translation

['ægrəveitid]
['ægrəveitid]
ağırlaştırılmış
heavy
heavily
severe
hard
slow
badly
massive
harsh
gravely
critically
suçlarından
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
silahlı
gun
weapons
arms
handgun
şiddetli
violence
violent
abuse
kötü
bad
evil
terrible
badly
awful
nasty
poor
horrible
wicked
ill
ağır
heavy
heavily
severe
hard
slow
badly
massive
harsh
gravely
critically

Examples of using Aggravated in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Armed robbery, breaking and entering, aggravated assault on a Supe.
Silahlı soygun, haneye tecavüz, kahramana ağır saldırı.
Frank Carriger did five years for aggravated burglary and narcotics possession.
Frank Carriger ağır hırsızlık suçundan ve uyuşturucu bulundurmaktan 5 yıl yatmış.
His illness, aggravated by smoking and alcohol, is to grow worse.
Alkol ve sigaranın ağırlaştırdığı hastalığı daha da kötüleşecekti.
Months on aggravated assault.
Şiddetli fiziksel saldırı suçuyla 18 ay yattım.
The long trip aggravated her injury.
Uzun yolculuk onun yarasını ağırlaştırmış.
The antagonism between Flemings and Lombards aggravated the quarrel.
Lombardlar ve Flamanlar arasındaki husumet, kavgayı ağırlaştırdı.
You have aggravated his condition.
Ona ilaç yazmış olabileceğimden kaygılanmadın mı hiç? Durumunu ağırlaştırmışsın.
Tom aggravated the situation.
Tom durumu ağırlaştırdı.
Tom aggravated the situation.
Tom durumu kötüleştirdi.
Really aggravated by how uncomfortable I am.
Bu kadar rahatsız olmam beni kötüleştiriyor.
I think, uh, aggravated assault and mayhem.
Ağır ceza gerektiren saldırı ve adam sakatlamaydı galiba.
He was arrested for aggravated but pleaded out.
Fazla şiddetten dolayı tutuklandı ama suçunu reddetti.
There's no aggravated harassment.
Nitelikli taciz yok.
Aggravated assault.
Nitelikli saldırı suçundan.
Ali is aggravated. It looks like Wepner's in trouble now.
Çok sinirli görünüyor, Wepnerın başı belada gibi.
Aggravated homicide.
Nitelikli cinayet.
You said"aggravated homicide.
Nitelikli Cinayet'' demiştiniz.
Aggravated burglary.
Nitelikli hırsızlık.
Escalante's aggravated?-You apologize?
Escalante sinirlendi mi?
Two to five years. Forced robbery aggravated by the value of the item stolen.
Hırsızlığın cezası, çalınan malın değerine göre iki ila beş yıl artabilir.
Results: 213, Time: 0.0717

Top dictionary queries

English - Turkish