AMBIGUITY in Turkish translation

[ˌæmbi'gjuːiti]
[ˌæmbi'gjuːiti]
belirsizlik
uncertain
vague
unclear
unknown
indistinct
ambiguous
obscure
fuzzy
indeterminate
undetermined
muğlaklığın
anlam kargaşası
belirsizliği
uncertain
vague
unclear
unknown
indistinct
ambiguous
obscure
fuzzy
indeterminate
undetermined
muallaklık

Examples of using Ambiguity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The id in all its radical ambiguity.
İd tümüyle radikal bir belirsizliktir.
Moral ambiguity are televisions shows in which I don't understand the difference between right and wrong.
Ahlaki belirsizlik'' ise'' Televizyon programları, doğru ile yanlışı ayırt edebilmeme engel oluyor.'' anlamına geliyor.
Right at the end of the 60s, moral ambiguity is going up, inspiration is kind of on the wane.
Tam olarak 60ların sonlarında'' ahlaki belirsizlik'' yükseliyor,'' ilham'' ise azalıyor.
And ambiguity, to me, is very uncomfortable in my life, and I have it.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır.
I apologize for any ambiguity. If I have not been clear about how I feel about you.
Bu anlam kargaşası için özür dilerim. Karl… hakkında nasıl hissettiğimi açıkça gösteremediysem.
They're what make the world turn. he came to understand that roughness and ambiguity aren't imperfections, But as he grew into a wise old man.
Ama yaşlanıp bilgeleştikçe… o pürüzlerin ve muğlaklığın kusur olmadığını… dünyayı onların döndürdüğünü anlamış.
Unlike Rabin this algorithm does not produce an ambiguity in the decryption at a cost of encryption speed.
Bu algoritma, Rabinin aksine şifreleme hızı pahasına, şifre çözmede belirsizlik oluşturmuyor.
But if modernism was also about self-loss, ambiguity, the emptiness of lives, There was nothing political about this scene.
Bu sahnede siyasi bir yön yoktur, ama zaten modernizm… bireyin kendini kaybetmesi, muallaklık, hayatın beyhudeliği demektir biraz da.
And ambiguity, to me, is very uncomfortable in my life, and I have it. Moral ambiguity.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.
Karl… if I have not been clear about how I feel about you, I apologize for any ambiguity.
Karl… hakkında nasıl hissettiğimi açıkça gösteremediysem, bu anlam kargaşası için özür dilerim.
be done about democracy, we should keep this ambiguity in mind.
aynı zamanda demokrasi için ne yapabileceğimizi anlamaya çalışıyoruz. Bu belirsizliği aklımızda tutmalıyız.
and keep ambiguity to a minimum.
en az belirsizlik devam edilmektedir.
Product placement, racial ambiguity and family. on the importance of family, fast cars, This is a 14-hour meditation.
Bu ailenin önemi, hızlı arabalar… ürün yerleştirmesi, ırk belirsizliği ve… aile üzerine 14 saatlik bir meditasyon.
Not that there is actual truth in the ambiguity of human memory Her best
İnsan hafızasının muğlaklığında esas gerçekler bulunmadığından değil, ama onun için en iyi
dA have a sign ambiguity; to get the correct sign,
dAnın işareti belirsizdir; doğru işareti belirleyebilmek için,
The genetic code has redundancy but no ambiguity see the codon tables below for the full correlation.
Genetik kodda artıklık( ing. redundancy) vardır ama muğlaklık yoktur tam bağıntı için yukarıda RNA kodon tablosu; kodon tablolarına bakın.
PM to designate either noon or midnight can cause ambiguity.
ve ÖS( PM), belirsizliğe neden olabilir.
My point is, Sheldon, the legal principle is, ambiguity in a contract benefits the party that did not draft it,
Demek istediğim şey Sheldon, bu yasal maddede tasarıdaki sözleşmeden taraf kişinin elde edeceği yarar belirsiz durumda. Şu an
Analysts say the UN has deliberately preferred"constructive ambiguity" on sovereignty and citizenship in order to encourage negotiations.
Analistler, BMnin egemenlik ve vatandaşlık konusunda'' yapıcı bir belirsizliği'', müzakereleri teşvik etmek amacıyla kasıtlı olarak tercih ettiğini söylüyorlar.
Look, I don't think there's any ambiguity about this being exactly, and I mean exactly, what you asked for.
Bakın, bence bir karışıklık yok, bu tam da sizin istediğiniz şeydi.
Results: 72, Time: 0.058

Top dictionary queries

English - Turkish