ARE OCCUPIED in Turkish translation

[ɑːr 'ɒkjʊpaid]
[ɑːr 'ɒkjʊpaid]
dolu
full
hail
fully
a lot of
load
filled
packed
occupied
meşgul
busy
engage
occupy
işgali altındayız
doludur
full
hail
fully
a lot of
load
filled
packed
occupied

Examples of using Are occupied in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So not all the floors are occupied.
Yani bütün katlar dolu değil.
Badajoz in the south, are occupied by Franco.
Your friends are occupied with the chaos you have created.
Arkadaşların senin yarattığın bir kaos ile ilgileniyor.
These jungles are occupied by Naxals.
Bu ormanları Naksalitler işgal etmiş.
second bases are occupied,"or first, second and third base are occupied….
birinci ve ikinci kale dolu, ya da birinci, ikinci ve üçüncü kale dolu olduğunda uygulanır.
I regret all my lovely girls are occupied but we do have young Eliza here who I do not believe you have had the pleasure of previous.
Maalesef ki tüm tatlı kızlarım meşgul ama burada genç Elizamız var. Daha önce bu zevki tattığınızı sanmıyorum.
A lot of the villages in this part of the Earth Kingdom… are occupied by the Fire Nation.
Toprak Krallığının bu bölgesindeki birçok köy, Ateş Ulusunca işgal edilmiş.
I'm going to find a similarly menial job where my basal ganglia are occupied with a routine task,
Bu sayede bazal gangliyam rutin bir işle meşgulken alın korteksim serbest kalacak,
Sir, I regret all my lovely girls are occupied but we do have young Eliza here who I do not believe you have had the pleasure of previous.
Bütün sevimli kızlarım meşgul olduğu için üzgünüm… fakat öncekinden zevk aldığınıza inanmadığım… genç Eliza var bur da. Pekala bayım.
There, the cells are occupied solely by… poor whites, blacks, arabs and other colored people.
Orada, hücreleri sadece fakir beyazlar, siyahlar Araplar ve diğer renkten insanlar işgal ediyor.
The manager who collected the bonuses based on how many rooms are occupied during the first five days of every month.
Odalar her ayın ilk beş günü ikramiye alabilmek için yönetici tarafından doldurulmuş.
While the bodies are occupied.
Bedenler dolu olduğu sürece.
And he got, from other data sources, information to show which houses are occupied by white people.
Başka veri kaynaklarını kullanarak ayrıca hangi evlerde beyaz insanların oturduklarını da göstermiş.
At least as low as possible when enjoying music so we would very much appreciate it if you can keep the volume and some of our guests are already sleeping, that all of our rooms are occupied tonight As you may be aware.
Ses seviyesini mümkün olduğu kadar düşük tutabilirseniz Bildiğiniz gibi tüm odalarımız bu gece dolu ve bazı misafirlerimiz çoktan uyuyor, bu yüzden müzik veya televizyonun tadını çıkarırken.
some of our guests are already sleeping, if you can keep the volume that all of our rooms are occupied tonight As you may be aware.
kadar düşük tutabilirseniz bu yüzden müzik veya televizyonun tadını çıkarırken Bildiğiniz gibi tüm odalarımız bu gece dolu ve bazı misafirlerimiz çoktan uyuyor.
And some of our guests are already sleeping, As you may be aware if you can keep the volume so we would very much appreciate it at least as low as possible when enjoying music that all of our rooms are occupied tonight.
Ses seviyesini mümkün olduğu kadar düşük tutabilirseniz bu yüzden müzik veya televizyonun tadını çıkarırken Bildiğiniz gibi tüm odalarımız bu gece dolu ve bazı misafirlerimiz çoktan uyuyor.
And some of our guests are already sleeping, if you can keep the volume As you may be aware that all of our rooms are occupied tonight so we would very much appreciate it at least as low as possible when enjoying music.
Ses seviyesini mümkün olduğu kadar düşük tutabilirseniz bu yüzden müzik veya televizyonun tadını çıkarırken Bildiğiniz gibi tüm odalarımız bu gece dolu ve bazı misafirlerimiz çoktan uyuyor.
Escape Pod 1 is occupied and ready, Captain.
Kaçış Mekiği 1 dolu ve hazır, Kaptan.
Wehrmacht is occupied to gain the war, we, we prepare post-war period.
Wehrmacht savaş kazanmakla meşgul, bizde savaş sonrası için hazırlanıyoruz.
We will try them all. This compartment is occupied.
Bu kompartıman dolu. Hepsini deneyelim.
Results: 49, Time: 0.0387

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish