BABBLING in Turkish translation

['bæbliŋ]
['bæbliŋ]
gevezelik
chatty
mouthy
talkative
jive
loudmouth
big mouth
blabbermouth
chattering
babbling
windbag
saçmalamayı
bullshit
nonsense
bullshitting
talking shit
ridiculous
zırvalar
bullshit
konuşmayı
to talk
to speak
to discuss
to chat
ilgili gevezelik etmeyi
gevelemeyi
gevezeliği
chatty
mouthy
talkative
jive
loudmouth
big mouth
blabbermouth
chattering
babbling
windbag
geveze
chatty
mouthy
talkative
jive
loudmouth
big mouth
blabbermouth
chattering
babbling
windbag
gevezeliğini
chatty
mouthy
talkative
jive
loudmouth
big mouth
blabbermouth
chattering
babbling
windbag
saçmalıyorsun
bullshit
nonsense
bullshitting
talking shit
ridiculous

Examples of using Babbling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The point was that… Anyway, babbling. What was the point?
Gevezelik! Mesele şu ki… Mesele neydi?
Hey, stop babbling.
Hey gevezeliği kes.
Enough, friend. You're drunk and babbling.
Yeter, dostum. Sarhoşsun ve saçmalıyorsun.
Just babbling. What were you saying?
Gevezelik ediyordum. Ne diyordun?
They're attacking us! Stop babbling and shoot!
Bize saldırıyorlar! Gevezeliği bırak ve ateş et!
The improper thing to do is to go babbling to the police.
Yapmaman gereken şey de, gidip polise gevezelik yapmaktı.
Stop babbling and shoot! They're attacking us!
Bize saldırıyorlar! Gevezeliği bırak ve ateş et!
Quit babbling.
Gevezeliği bırak.
Anyway, babbling. What was the point? Anyway, the point was that!
Mesele şu ki… Mesele neydi?- Gevezelik!
Stop babbling.- That's why her husband dropped her.
Kocası o yüzden bırakmış. Gevezeliği kes.
The babbling of an old shaman.
Yaşlı şamanların gevezeliği.
The babbling of an old shaman.
Eski bir şamanın gevezeliği.
You can stop babbling.
Zırvalamayı kesebilirsin.
Be able to work without Tony's incessant babbling.
Tonynin sürekli zırvalaması olmadan çalışıyoruz.
Enough babbling.
Saçmaladığınız yeter.
She started babbling!
Saçmalamaya başladı!
Stop babbling and tell me who!
Zırvalamayı kes ve kim olduğunu söyle!
Being able to work without Tony's incessant babbling.
Tonynin sürekli zırvalaması olmadan çalışıyoruz.
And he starts babbling and it's a babblefest.
Sonra o saçmalamaya başIıyor ve saçmalama yarışına dönüşüyor.
Can't you hear Tom and Mary babbling on tape?
Tom ve Marynin konuşmalarını teypten duyamıyor musun?
Results: 120, Time: 0.0572

Top dictionary queries

English - Turkish