BEARER in Turkish translation

['beərər]
['beərər]
taşıyıcısı
bearer
carrier
caddy
courier
bearer of
be a vessel for
of the brigantes
taşıyan
carrying
bearing
bearer
bearer
günahkâr
sinner
sinful
wicked
unclean
evil
guilty
bearer
sacrilegious
in sin
blasphemous
günahkar
sinner
sinful
wicked
unclean
evil
guilty
bearer
sacrilegious
in sin
blasphemous
hamiline
taşıyıcısıysan
bearer
hamili

Examples of using Bearer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The bearer of the Ring.
Yüzük taşıyan.
That no bearer of burden shall bear the burden of another.
Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.
Helheimr! Madam. My lady of the lake, the bearer of my dreams.
Helheimr! Hanımefendi. Gölün leydisi, rüyalarımın hamili.
German bearer bonds?
Alman hamiline senetleri?
That no bearer of burdens will bear the burden of another.
Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.
Shit! These are information on the Bearer Bonds!
Bunlar Bearer Bonds hakkında bilgiler. Siktir!
torch bearer of the pioneer spirit?
Öncülük meşalesi taşıyan.
No bearer shall bear another's burden.
Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz.
Madam. Helheimr! My lady of the lake, the bearer of my dreams.
Helheimr! Hanımefendi. Gölün leydisi, rüyalarımın hamili.
And no bearer of burdens will bear the burden of another.
Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez.
Scott stole some bearer bonds.
Scott bazı hamiline senetleri çaldı.
It ate the Bearer bonds. My money.
Paralarım. Bearer bonolarımı yemiş.
That no bearer shall bear another's burden.
Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.
Helheimr! My lady of the lake, the bearer of my dreams. Madam.
Helheimr! Hanımefendi. Gölün leydisi, rüyalarımın hamili.
What? She has her own bearer shares?
Onun da kendi hamiline hisseleri var. Ne?
My money. It ate the Bearer bonds.
Paralarım. Bearer bonolarımı yemiş.
That no bearer of burden shall bear the burden of another.
Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.
And no bearer of burdens will bear the burden of another.
Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz.
She has her own bearer shares. What?
Onun da kendi hamiline hisseleri var. Ne?
Bearer bonds.
Bearer bonoları.
Results: 236, Time: 0.0836

Top dictionary queries

English - Turkish