BELIEVER in Turkish translation

[bi'liːvər]
[bi'liːvər]
inanan
believe
faith
bir mümin
believer
bir inanan
believer
believer
bir mümini
believer
inançlı
faith
belief
religion
creed
believer
conviction
iman
mean
hint
innuendo
implication
suggesting
implying
insinuating
allusions
alluding
implicate
bir inananı
believer
i̇man eden adam dedi ki ey
bir mümine
believer
i̇nançlı
faith
belief
religion
creed
believer
conviction
i̇nanç
faith
belief
religion
creed
believer
conviction
inançsız
faith
belief
religion
creed
believer
conviction
bir müminin
believer

Examples of using Believer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I was, in days gone by, a believer.
İnançlı olduğum günler çok geride kaldı.
It is not for a believer to slay another believer unless by mistake.
Bir mümine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mümini öldürmesi yakışmaz.
I never believed in much of anything before, but I am a believer now.
Daha önce bir şey çok asla inanmadım, ama şimdi bir mümin değilim.
You're not a believer.
Sen bir inanan değilsin.
Or a believer? is he a pro?
Profesyonel mi… Yoksa inançlı biri mi?
True believer.- Yeah.
Evet. -Gerçek inanan.
Be a believer♪♪ A spirit igniter♪.
İnançlı ol Ruhun ateşleyicisi.
And they observe toward a believer neither pact nor honour.
Bir mümine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler.
I have been contacted by someone who calls himself'Fellow Believer.
Kendisine'' İnanç Adamı'' diyen biri tarafından.
You're starting to sound like a believer. Mother.
Bir inanan gibi konuşmaya başladın. Anne.
I will make a believer of you.
Daha bugün bitmeden seni inanan biri yapacağım.
And never is it for a believer to kill a believer except by mistake.
Bir mümine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mümini öldürmesi yakışmaz.
I was, in days gone by, a believer.
Geride kaldı. İnançlı olduğum günler çok.
Who wrote'Fellow Believer'?
İnanç Adamı ne yazdı?
And that I wasn't a believer.
Ve benim inançsız olduğumu.
Mother. You're starting to sound like a believer.
Bir inanan gibi konuşmaya başladın. Anne.
It is not for a believer to slay another believer unless by mistake.
Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz.
Who is'Fellow Believer'?
İnanç Adamı kim?
You're supposed to be the believer.
İnançlı olman gerekir.
I'm not a believer, d.
Ben bir inanan değilim, D.
Results: 319, Time: 0.0754

Top dictionary queries

English - Turkish