BRAIN in Turkish translation

[brein]
[brein]
beyninde
brain
mind
in his head
there
brain
brian
bry
beyni
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyin
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas
beynin
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beynini
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyninin
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyinde
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas
beyindeki
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas
beyine
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas

Examples of using Brain in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This allows for immediate travel to the brain.
Bu beyninizi anında bir yolculuğa çıkaracak.
This sticks to the brain and he is very effective for the children.
Beyninize yapışıyor ve bu da çocuklar üstünde çok etkili oluyor.
Which I picked up from Detective Lassiter's massive brain.
Muazzam beyini Dedektif Lassiterden Aldım.
There is this idea that somehow the brain built itself from experience by learning.
Bu fikir beyinin kendini bir şekilde inşa ettiğini… öğrenme deneyimlerinden.
You got any brain cells?
Sizin beyniniz var mı acaba?
Re-educating the brain to put things together.
Olayları birleştirerek beyninizi yeniden eğiteceksiniz.
Did you know that the stegosaurus had a brain in its ass?
Stegosaurusun beyinlerinin kıçlarında olduğunu biliyor muydun?
Kraang must transport Turtles for brain switching with Kraang by order of.
Kraang, kaplumbağaları, beyinlerini Kraang ile değiştirmek için nakliye etmeli.
It's like doing, you know, those crossword puzzles for the brain.
Bu şey gibi… bilirsiniz… beyninizi zinde tutmak için bulmaca çözmek gibi.
When are you gonna start doing something with that big brain of yours?
Ne zaman o koca beyninle bir şeyler yapmaya başlayacaksın?
Imagine it, Maggie, we can map the brain event in progress.
Düşünsene Maggie, beyinsel aktiviteleri bir düzen içinde görüntüleyebiliriz.
The brain functions, and I believed I was still doing a great job.
Beyniniz işliyor ve dolayısıyla ben de hâlâ çok iyi işler çıkardığıma inanıyordum.
The brain can't tell you what is relevant
Beyniniz size neyin doğru neyin yanlış olduğunu… söyleyemez,
The idea of replicating ideas; ideas that replicate by passing from brain to brain..
Kendini kopyalayan fikirler; beyinden beyine geçerek kendini kopyalayan fikirler.
I'm used to working with my brain, not my backside.
Ben beynimle çalışmaya alışkınım, sırtımla değil.
I admire your brain, Mr. Nadir.
Beyninize hayranım Bay Nadir.
The brain has started to contract.
Beyinler anlaşmaya başladı.
Don't know where you got that brain, But it's wrong.
O beyini nerden aldın bilmiyorum ama yanılıyorsun.
Looks like Clegg might have been transporting our mystery brain.
Gizemli beynimizi taşıyan kişi Clegg olabilir.
We're talking brain outside the skull, no skin,
Kafatası dışında beyinden bahsediyoruz. Deri yok,
Results: 14422, Time: 0.1105

Top dictionary queries

English - Turkish