BRING SOMEONE in Turkish translation

[briŋ 'sʌmwʌn]
[briŋ 'sʌmwʌn]
birini getirip

Examples of using Bring someone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I bring someone into the ring?
Yani ringe yanımda birini mi çıkarayım?
Bring someone. Calm down.
Birini getirebilirsin.- Sakin ol.
Maybe the publicity will bring someone that will help us get out of here.
Yardım edecek birini getirir. Belki de bu yaygara buradan çıkmamıza.
Captain Bring someone who knows.
Albay bilen birini getirin.
I wanna bring someone with me when I go into witness relocation.
Tanık korumaya giderken yanımda birini götürmek istiyorum.
That's gonna send me back to prison. I can't bring someone into my shop.
Tekrar hapse girmeme sebep olacak birini işe alamam.
Bring someone in to tell you how to run your business, just don't ask my opinion.
İşini nasıl yapacağını öğretecek birini getir, ama bir daha benim fikrimi sorma.
And we we have to rely on a child? You bring someone from Tehran without knowing anything about her?
Hakkında hiçbir şey bilmeden Tahrandan birini getiriyorsunuz… ve biz de bu yüzden bir çocuğun anlattıkları… ile hareket etmek zorunda kalacağız, öyle mi?
And we we have to rely on a child? without knowing anything about her You bring someone from Tehran?
Hakkında hiçbir şey bilmeden Tahrandan birini getiriyorsunuz… ve biz de bu yüzden bir çocuğun anlattıkları… ile hareket etmek zorunda kalacağız, öyle mi?
Without knowing anything about her and we have to rely on a child? You bring someone from Tehran?
Hakkında hiçbir şey bilmeden Tahrandan birini getiriyorsunuz… ve biz de bu yüzden bir çocuğun anlattıkları… ile hareket etmek zorunda kalacağız, öyle mi?
You bring someone from Tehran and we we have to rely on a child? without knowing anything about her?
Hakkında hiçbir şey bilmeden Tahrandan birini getiriyorsunuz… ve biz de bu yüzden bir çocuğun anlattıkları… ile hareket etmek zorunda kalacağız, öyle mi?
You bring someone from Tehran without knowing anything about her and we we have to rely on a child?
Hakkında hiçbir şey bilmeden Tahrandan birini getiriyorsunuz… ve biz de bu yüzden bir çocuğun anlattıkları… ile hareket etmek zorunda kalacağız, öyle mi?
If I were you, I would bring someone along to help you keep track of all those lies.
Senin yerinde olsam, bütün bu yalanları söylerken, dikkat edip yardımcı olması için, yanımda birisini götürürdüm.
I wrote,"Bringing someone to the hospital.
Hastaneye birini getirmek'' diye yazmıştım.
Nothing. I wrote"bringing someone to the hospital.
Hastaneye birini getirmek'' diye yazmıştım.- Hiçbirşey.
Nothing. I wrote"bringing someone to the hospital.
Hiçbirşey. Hastaneye birini getirmek'' diye yazmıştım.
This isn't right bringing someone into a world like this.
Bu doğru değil böyle bir dünyaya birini getirmek.
The doctor brought someone.
Doktor birini getirecek.
Lam just bringing someone to the hospital.
Hastaneye birini getiriyorum.
I brought someone.
Results: 43, Time: 0.0354

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish