BRUISED in Turkish translation

[bruːzd]
[bruːzd]
çürük
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
yaralı
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
ezik
loser
lame
sucker
pathetic
contusion
meek
dork
bruised
dents
morluk
purple
black
violet
magenta
purplish
bere var
bruised
yaralanmış
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
morardı
çürükler
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
yarayı
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
zedelendi

Examples of using Bruised in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A little whiplash, and collarbone. broken arm… couple of bruised ribs.
Boyun travması, birkaç ezik kaburga, ve köprücük kemiği. kırık kol.
No, really, it's not even bruised anymore.
Hayır, artık bir morluk bile değil.
No, no. I'm just a little bit bruised.
Hayır, sadece biraz bere var.
There are few things as fetching as a bruised ego on a beautiful angel.
Yaralanmış benlikli güzel bir melekte çekici bir şeyler vardır.
That's closer. My bruised knees.
Yaralı dizlerim. Bu daha yakın.
I know. Your skin's bruised.
Cildin morarmış.- Biliyorum.
Broken arm… A little whiplash, couple of bruised ribs, and collarbone.
Boyun travması, birkaç ezik kaburga, ve köprücük kemiği. kırık kol.
If Dad can even make a burger with that bruised ego.
Eğer babam o çürük ego ile hamburger bile yapabilirse.
I'm just a little bit bruised. No, no.
Hayır, sadece biraz bere var.
Because of a bruised hip? You want me to walk away from my job.
Işimi mi bırakayım? Ne yani, kalçamdaki morluk yüzünden.
My neck is bruised.
Boynum morardı sadece.
Look at your body. Bruised by the lack of love, of trust.
Sevgiden eksik yaralanmış vücuduna. Kendine bak.
Your skin's bruised. I know.
Cildin morarmış.- Biliyorum.
My bruised knees. That's closer.
Yaralı dizlerim. Bu daha yakın.
And collar bone. Couple of bruised ribs, broken arm.
Birkaç ezik kaburga, ve köprücük kemiği. kırık kol.
I'm gonna hit you so hard, your children will be born bruised.
Sana öyle bir vuracağımki, çocukların çürük doğacak.
No. I'm just a little bit bruised.
Hayır, sadece biraz bere var.
And some abrasions. Yes? She has a concussion, bruised pelvis?
Hafif bir sarsıntı geçiyor, kalçasında çürükler… ve bazı sıyrıklar var. Evet?
Yes, Sir? Your face is badly bruised.
Yüzün çok kötü yaralanmış.- Evet, efendim?
Hands bruised and burnt, Get a gift of boiling wax Hands bruised and burnt.
Eller morardı ve yandı, Kaynar bir mum hediye edin Eller morardı.
Results: 213, Time: 0.0634

Top dictionary queries

English - Turkish