BYGONE in Turkish translation

['baigɒn]
['baigɒn]
geçmiş
past
history
background
previous
have
back
pass
historical
bygone
eski
old
former
ancient
ex
previous
past
used
yaşar geçmişte kalmış
mazideki
erstwhile
past
history
geçmişteki
past
history
background
previous
have
back
pass
historical
bygone
geçmiº
bygone

Examples of using Bygone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He and his grandfather weretrackin' criminals through the swamps. Dreaming of thosebonny bygone days when… Aye.
Onun ve büyükbabasının bataklıklarda suçluları… takip ettikleri, geçmişteki… güzel mi güzel günleri hayal ediyor. Evet.
He and his grandfather weretrackin' criminals through the swamps. Dreaming of thosebonny bygone days when… Aye.
Evet. Onun ve büyükbabasının bataklıklarda suçluları… takip ettikleri, geçmişteki… güzel mi güzel günleri hayal ediyor.
Aye. Dreaming of those trackin' criminals through the swamps. bonny bygone days when… he and his grandfather were.
Evet. Onun ve büyükbabasının bataklıklarda suçluları… takip ettikleri, geçmişteki… güzel mi güzel günleri hayal ediyor.
And women were sex cooks who did laundry. A reminder of a bygone era when men were men… The barbershop. Nice.
Erkeklerin gerçek birer erkek, kadınların ise çamaşır yıkayan… seks işçileri olduğu geçmiş dönemleri hatırlatıyor. Güzel! Berber.
the other(to its doom), and turned them into bygone tales.
onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikayelerine dönüştürdük.
We're soon going to be overflowing with happier news that people will be eager for so droning on and on about some bygone news isn't what a reporter should do either.
Yakında daha mutlu haberlerle dolup taşacağız. Böyle insanlar neşelenecek. Bu yüzden monoton ve eskimiş haberler bir muhabirin uğraşması gereken şeyler değildir.
ending perhaps the final chapter of a bygone era of the Vietnam legacy of Presidents Kennedy, Johnson and Nixon.
Vietnamdan başkanlar Kennedy, Johnon ve Nixondan kalan mirasın final bölümü.
The Tale of Bygone Years(Old East Slavic: Повѣсть времѧньныхъ лѣтъ,
Geçmiş Yılların Hikayesi( Eski Doğu Slavcası:
Set out"to do away with all tradition, everything that bygone literatures taught",
Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak''
Father still lives in a bygone era.
Babam hala mazide yaşıyor.
Remnant of a bygone age on planet Earth.
Dünya gezegeninin geçmiş zamanlarının kalıntısı.
Alexandre insists on living in a bygone era.
Alexandre mazide yaşamakta diretiyor.
Formula 1 was born in a bygone time.
Formula 1in doğuşu geçmişe dayanır.
There are echoes here of a bygone age.
Buradaki mazinin yankısıdır.
Quality Utopium is a relic of a bygone era.
Kaliteli Utopium geçmişe mazi.
It's like being transported to a bygone era.
Bu sanki maziye ışınlanmak gibi.
A dagger from a bygone age has been found.
Geçmiş günlerden bir hançer bulundu.
Then pin it on for bygone days.
O zaman eski günlerimiz anısına tak.
Two riders in the hats of a bygone era.
Eski zamanlara ait şapkalı iki atlı.
It's like a window into a bygone era.
Geçmişe açılan bir pencere gibi.
Results: 143, Time: 0.1228

Top dictionary queries

English - Turkish